Gökçebey’de bugün herkes aynı gerçeği haykırıyor: "Bize bir sihirbaz lazım!"

Çünkü ortada ne çözüm var ne de muhatap. Ankara’dan müjde dilenen iktidar, vizyonsuz yerel yöneticiler ve üç maymunu oynayan sivil toplum maskelileri… Boy boy fotoğraf çektirmekten, kurdele kesmekten başka marifeti olmayanlar kocaman bir yanılgının içinde.

Unutmasınlar ki; ahbap-çavuş ilişkileriyle, liyakatsiz atamalarla bu memlekete yöneticilik yapılmaz! Asıl yönetici ve siyasetçi gücünü oturduğu koltuktan değil, oturduğu koltuğa kendi gücünü, ağırlığını ve vizyonunu katarak görev yapmalıdır. Koltuğun arkasına saklanarak yapılan "idarecilik" bu memlekete sadece kaybettirir.

Bir de utanmadan çıkıp "O kimmiş, kaç oyu var?" diye ahkâm kesmeleri yok mu; insanı deli eden asıl bu pişkinlik! Yemediği nane kalmayanlar, kendilerini sütten çıkmış ak kaşık gibi aklamaya çalışıyor.

Gençler işsizlikten kaçarken, esnaf kepenk kapatırken siz koltuk derdindesiniz. Halk artık sizden bir şey beklemiyor; sıradan siyasetle bu düzen değişmeyeceği için bir mucize, bir sihirbaz arıyor.

Aslında mesele sihir değil; sizin kokuşmuş kibiriniz ve pişkinliğiniz. Şapkanızı önünüze koyun ve o aynaya bakın: Bu halk neden bir idareciye değil de bir sihirbaza sığınma dileniyor?

Cevabınız yok, çünkü yüzünüz yok. Ama unutmayın; o sandık günü geldiğinde, o sihirbaza gerek kalmadan bu halk sizi o koltuklardan kazımasını çok iyi bilecek.

Gökçebey’in sokaklarında o öfke çığlığı yankılanmaya devam edecek:
“Bize bir sihirbaz lazım!”
Ne dersiniz?
Kalın Sağlıcakla.