Seçilebilir yerden milletvekili adayı olmak için adeta bir yarış başlamış…
O yarışı CHP’nin dayanışma kahvaltısında yaşadık…
Biri Özgür Özel’i, diğeri de Ekrem İmamoğlu’nu neredeyse tanrı ilan etmedikleri kaldı…
Geçtiğimiz hafta sonu Alaborina’da CHP’nin bir dayanışma kahvaltısı vardı…
CHP Merkez İlçe Başkanı Nazmi Özden mükemmel bir organizasyona imza attı…
Ancak orada yaşananlar adeta evlere şenlikti…
Örgütçülüğü, siyaseti ve de eğitimi gereği Nazmi Özden görevini layıkıyla yaptı…
Sanayici, Heykeltraş Nazmi Özden’e lafımız yok…
Zaten onun duruşu her zaman bellidir…
Gelelim kahvaltıda coşanlara…
Birisi diyor ki; ‘Genel Başkanımız gece gündüz ayakta… Kalkın ayağa… Alkışlayın onu’ diyor…
O videoyu Özgür Özel’e -Yalancı durumuna düşürdüğü Genel Başkanına gönderecek- Bak ben senin yanındayım…
Milletvekili adayı beni yap diyor…
Diğeri de çıkıyor diyor ki; CHP demek İmamoğlu demek, İmamoğlu demek CHP demek…
O’da bunu Silivri’ye göndererek, Beni Milletvekili adayı yap diyecek…
Tam bir orta oyunun oynandığı sahneleri izledik…
CHP’de ki ve Basında ki ‘Şeytanlar’ kim acaba…
Kahvaltıyı evde yapmış onun üzerinde viskiyi yudumlamış ki; Akıllara zarar konuşma yaptı…
Çöpü dahi toplamayı beceremeyen…
Kibir ve Ego’dan bahsederken…
İnan o kibir ve ego paçalarından aşağıya akıyordu…
O kadar ego ve kibir yapmış ki; ‘Ben bir daha önseçime girmem’ diyormuş…
O katakulli önseçim olmasaydı sen hala hesap makinesi ile toplama çıkarma yapıyordun…
Şimdi çıkmış diyor ki; Zat-ı Muhterem Partisinin Şeytanlarının ve Basının Şeytanlarının onun hizmetlerini anlatmadığını…
Senden öncekinin yaptığı yerlere yok çar-çut kafe falan yapıyorsun…
Kaç kişi geliyor kimse…
Utanır insan…
Sana Karayolları diyor ki; Gel yürüyen merdiven yapalım…
Sen diyorsun ki; Ben onun elektrik parasını dahi ödeyemem…
Hiçbir noka yaramayan 150’den fazla yandaş, aile bireyini işe aldın…
O para ile yürüyen merdivenlerin elektrik parası ve yatırım maliyeti fazlasıyla ödenirdi…
Ne idüğü belirsiz onlarca fuzuli işçi alımı yaptın…
Bir eşini ve iki çocuğunu işe almadığın kaldı…
Bari dönemin bitmeden onu yap ta kurtul…
Nasıl olsa onlar belediyeyi yönetiyor…
Olay resmileşsin…
Yoksa onlar evde kafanı yemeye devam edecek…
Ben Ranta izin vermem diyorsun…
Da…
Biz seni asla Rant yer demedik…
Hani tevekallik var ya…
Sen görmeden götürüyorlar malları…
Senin için rantçı demeyiz de aile etrafın ve yandaşların için aynı şeyi söyleyemeyiz…
Hesap kitap adamıyım diyorsun da; Artık senin diplomanda şüpheli duruma düştü…
Sen hala hesap makinesi ile 2*2=4 diyorsan geçmiş olsun…
Aldığın belediyenin borcunu hiçbir hükümet kesintisi olmamasına karşın ve de hiçbir hizmet yapmadığın halde katlayarak büyütüyorsun…
Göreve geldiğin ilk gün o dev asa pankartı hatırla…
Borç miktarı diye…
Biraz ego, kibir ve adamlık var ise; şimdi aynı pankartı açta şeffaf ve sosyal demokrat belediyeciliği görsün insanlar…
Yerse tabi…
Hani her ne kadar aile kabristanlarımız, tapulu mülklerimiz de olsa bizim asıl geldiğimiz memlekette o olaya bir şey deniyor…
Oturduğun koltuğun ilk basılan yerin var ya… İşte o yerse…
ki; İşte o yerse…
Dayanışma kahvaltısı adeta parçalanma kahvaltısına dönüştü…
Devrim Dural, İmamoğlu demek CHP demek, CHP demek İmamoğlu demek dedi…
Belediye Başkanı Tahsin Erdem ise, Özgür Özel varsa biz varız… O Uyumuyor 24 saat ayakta… Sizde ayağa kalkın, alkışlayın narasını atıyor…
Maalesef zevahiri kurtarmak işi Nazmi Özden’e düşüyordu ki; Bir anda salonda hep bir ağızdan, ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ sloganı tüm oyunu bozdu…
Orada verilen mesaj şu oldu; Ne İmamoğlu ne Özel, Biz kurucu genel başkanımızın yanındayız dendi…