Muz “Musa acuminata” ailesine aittir ve adını Roma İmparatoru Augustus’un doktoru olan ve bu egzotik Afrika meyvesinin dikimini teşvik eden Antonius Musa’ dan almaktadır. O dönemden beri yetiştirilme alanı yayıldı ve bugün hemen hemen dünyanın her yerinde bulunmaktadır.
Günümüzde muz, Çin, Filipinler, Ekvador ve Kosta Rika da dahil olmak üzere birçok tropikal ülkeye özgüdür. Bu ülkeler, muz yetiştiriciliği için ideal iklim koşulları sağlamakta ve bu da bu meyvenin yaygınlaşmasına yol açmaktadır. Muza yetiştirildikleri bölgelere bağlı olarak değişik adlar verilmiştir. Hindistan’da muza, sık sık muz bitkilerinin gölgesinde meditasyon yapan Hint bilgelerinden dolayı “Akıllı Adam Meyvesi” denilmektedir. Araplar Arapça parmak anlamına gelen “banan” kelimesini kullanır. Birçok tropikal ülkede muz, temel bir besin maddesidir ve geleneksel adetler ve kutlamalarla yakından ilişkilidir. Muz sadece bir meyve değil, aynı zamanda farklı kültürlerin sanatında, edebiyatında ve müziğinde yansıyan doğurganlık, bolluk ve hatta mizahın da sembolüdür.
Dünyanın en yaygın ticareti yapılan meyvelerinden biri olan muz, birçok ülkede üretilmekte ve ihraç edilmektedir. Tayland, Panama ve Ekvador başlıca muz üretici ve ihracatçıları arasındadır. Türkiye'de muz üretimi ilk olarak 1935 yılında Mısır'dan Alanya'ya, oradan da Anamur'a getirilerek başlamıştır. Türkiye'de muz üretiminin %97,8'i Antalya ve Mersin illerinde yapılmakta olup, üretim yıllar itibariyle artış göstermektedir. Türkiye'nin 2017 yılı itibarıyla dünya muz üretimindeki payı %0,55'dir.
Muz, kalp sağlığında büyük rol oynayan potasyum içeriğiyle bilinir. Bu hayati mineral ve elektrolit, küçük bir elektrik yükü taşır ve sinir hücrelerinin kalbinizin düzenli atması ve kaslarınızın kasılması için sinyaller göndermesine neden olur. Potasyum içeren besinler, damar sertliğine (ateroskleroz) ve yüksek tansiyona karşı korunmaya yardımcı olur. Muz, mideniz için de faydalı olabilir. Bağırsaklarınızda bulunan iyi bakteriler olan probiyotikler ve bu iyi bakterileri besleyen karbonhidratlar olan probiyotikler içerirler. Yeşil veya olgunlaşmamış muzlar, ince bağırsakta sindirilmeyen bir karbonhidrat türü olan dirençli nişastanın iyi bir kaynağıdır. Dirençli nişasta, tokluk hissi vererek kilo vermeye yardımcı olur. Ayrıca kabızlıkla mücadelede de etkilidir.
Dirençli nişasta ayrıca kolesterolü düşürebilir ve kolon kanseri riskini azaltabilir. Çoğu insan yeşil muzu soyup yemeyi sevmediği için (çiğnemesi zordur), olgunlaşmamış meyve un ve diğer gıda ürünlerinde kullanılmaktadır. Diğer yandan diyabetiniz varsa, ara öğün ihtiyacınız olduğunda yarım muz yiyebilirsiniz. Ayrıca muz, sindirim sağlığında rol alan çözünmez lifler açısından zengindir. Çözünmeyen lifler dışkıyı yumuşatmaya, bağırsak hareketlerini düzenlemeye yardım eder. Muz, dışkıyı sertleştirmeye yardımcı olabilecek pektin bileşiği içerir. Bu da dışkı kütlesinin toparlanmasını sağlayarak ishalden kurtulmaya yardımcı olabilir. Muzda bulunan lifli besinler kilonuzu kontrol etmenize de yardımcı olabilir. Ayrıca araştırmalar, muzun yorucu egzersizlerden sonra toparlanmaya da yardımcı olabileceğini öne sürüyor.
Orta boy bir muz, günlük almanız gereken B6 vitamininin yaklaşık dörtte birini sağlar. Metabolizmaya yardımcı olur. Ayrıca hamilelik ve bebeklik döneminde beyin gelişiminde ve bağışıklık sistemi sağlığında önemli bir rol oynar. B6 daha iyi uyumanıza, kilo vermenize ve beyin sağlığınızı iyileştirmenize yardımcı olabilir. Bir muz günlük magnezyum ihtiyacınızın %8'ini karşılar. Bu mineral kan basıncınızı ve kan şekerinizi kontrol etmenize yardımcı olur ve kemiklerinizi güçlü tutar. Ayrıca sinirlerinizin ve kaslarınızın işlevini destekler ve bağışıklık sisteminizi güçlendirir. Aynı şekilde bir muz yaklaşık 3 gram lif içerir; bu da önerilen günlük miktarın yaklaşık %10'una denk gelir. Lif, kolon kanseri riskini azaltabilir, kolesterolü düşürebilir, kan şekerini normal seviyede tutmaya yardımcı olabilir ve sağlıklı bir kiloyu korumanıza katkıda bulunabilir. Günde 75 ila 90 miligram arasında C vitamini almayı hedeflemelisiniz. Sabah yediğiniz muz yaklaşık 10 miligram C vitamini ile bu hedefe önemli ölçüde katkıda bulunabilir. C vitamini, vücudunuzda serbest radikaller adı verilen zararlı moleküllerin neden olduğu hasardan korunmanıza yardımcı olur. Bu serbest radikaller, yediğimiz yiyeceklerin yanı sıra sigara dumanı, böcek ilaçları (pestisitler) ve diğer potansiyel olarak zararlı maddelere tepki olarak oluşur. C vitamini ayrıca bağışıklık sisteminizin daha iyi çalışmasına ve iyileşmenize yardımcı olur. A vitamini içeren muz görme yeteneğiniz için faydalıdır ve sizi kanserden korumaya da yardımcı olabilir. Bunların yanında muz Potasyum, Kalsiyum ve Demir de içermektedir.
Yazının bu bölümünde muzun 21. yüzyıl insanını en çok ilgilendiren faydasına değinmek istiyorum. Muzlar triptofan adı verilen bir bileşik açısından zengindirler. Bu, vücut tarafından serotonine dönüştürülebilen bir amino asittir. Serotonin, ruh sağlığı ve uyku açısından çok yardımcıdır. Ayrıca muz, pantotenik asit veya B5 vitamini açısından da iyi bir kaynaktır. Pantotenik asit, stres yönetimiyle bir şekilde ilişkilidir. İnsanlarda kaygı veya sinirliliği hafifletmeye yardımcı olduğu kanıtlanmıştır. Diğer yandan muzda bulunan diğer birçok maddenin de hafıza kaybına neden olabilen bilişsel gerilemeyle mücadele ettiği saptanmıştır. Ayrıca muz mutluluğu da artırır. Bu yetenekleri ve faydaları nedeniyle “mutluluk meyvesi” olarak adlandırılır.
Günde 1,5 ila 2,5 su bardağı arası meyve tüketmeyi hedeflemelisiniz. Muz iyi bir seçimdir, ancak farklı besinler sunan diğer meyveleri ihmal edecek kadar çok muz tüketmeye odaklanmayın. Tek bir mükemmel meyve yoktur. Bu yüzden günde iki adetten fazla muz tüketmemek gerekir. Farklı meyveler farklı besin değerleri sunar. Bu yüzden çeşitli meyveler tüketmenin önemli olduğunu unutmayın.
