Kırmız başlıklı kız masalını bilmeyenimiz yoktur. Hele bizim kuşak iyi bilir, nede olsa bizim zamanımızda internet denen illet yoktu, kitaplarımız en iyi arkadaşlarımızdı, birde radyolardan dinlediğimiz arkası yarınlarımız vardı. Dinlerken hayal gücümüzle olayları yaşar, gitmesek de gitmiş gibi o yerleri görürdük. Artık her şeyteknolojinin adeta esiri oldu. Biz onu değil o bizi yönetir oldu. Çizgi filmlerimiz değişti mesela. Şeker kız Candy vardı, o gitti yerine saçma sapan şiddet içeren, bir dünya çizgi filim geldi. Tabiiki masallarda değişime uğradı. Bu hafta benim çok beğendiğim bir yazıyı sizlerle paylaşacağım. Okullarda performans adı altında, çocuklardan çok velilerin yaptığı bir ödevi anlatacağım. Ödevin konusunda ise Kırmızı Başlıklı Kız masalını kendi hayal gücünüze ve yaşanılan olaylara göre yeniden derlemesi istenmiş. Ödevi kimin yaptığını yazmayacağım fakat bu ödevden kaç alacağını merak ediyorum, sonucu da muhakkak yazacağım sizlere, ödev aynen şöyle…

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler cirit oynar iken eski hamam içinde… Develer tellal iken, pireler berber iken, ben ninemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken… Ninem düştü beşikten, dedem düştü eşikten, biri kaptı maşayı, biri kaptı şişeyi, gösterdiler köşeyi… Ben kaçtım onlar kovaladı, onlar kovaladı ben kaçtım, az gittik uz gittik dere tepe düz gittik, altı ay bir güz gittik, dönüp bir de arkamıza baktık ki ne görelim, bir arpa boyu yol gitmişiz… Bir varmış bir yokmuş, ülkenin birinde bir garip bir kırmızı başlıklı kız yaşarmış. Kurdun üstesinden gelmiş, masallara konu olmuş.Kırmızı Başlıklı kız büyümüş yetişkin çok hoş bir kadın olmuş. Büyüdükçe dünyanın kirlendiğini görmüş, yaşadığı ülke okadar çok karışmış ki,kurtları arar olmuş. Kurtlar yerleriniçakallara bırakmış, çakallarla dans ederken taksim meydanında tomalara yakalanmış. Gazetelere, televizyonlara kırmızılı kız olarak manşet olmuş. Yaşanan yanlışları ve adalet hanımın düşürüldüğü kötü yolu protesto etmek için tomaların önüne atmış kendini. Kimisi demiş Amerikalı kimi demiş Alman, herkes bir şeyler demiş. Bir tek Kırmızı Başlıklı Kız “durun yeter kesin kavgayı nedir bu bozuk düzen” dediğini kimse duyamamış. Masal buya yorgun argın evine gelenKırmızı Başlıklı Kız balkonunda oturuyorken yaşadığı o günleri düşünüp derinden iç çekiyormuş. “Yok” demiş “bu böyle olmaz insanlığın yok olduğu bir dünyada yaşamak istemiyorum, gideceğim buralardan ama nereye” derken elindeki teleskopa la gökyüzüne bakmış. Gözlerine inanamamış teleskopunda kızıl bir gezegen görmüş, ”İşte” demiş “buraya tamda buraya gitmeliyim burası huzur ve mutluluk olsa gerek”. Küllerinden kendini yeniden yaratmış olan eski dostu Zümrüdü Anka Kuşu’nu bir ıslıkla çağırmış zırrtt şırrtt, işteeeee geliyor tam karşısında. Kırmızılı kızı bu seferde yarı yolda bırakmamıştı eski dostu. Gagasını okşadı, öptü hiç konuşmadan tüm heybetiyle karşısında duran Mars gezegenini göstermişti bile. Konuşma yok aralarında,çünkü iki eski dost birbirlerini okadar iyi tanıyor ve hissediyorlarmış ki onların kelimelere ihtiyacı dahilyokmuş, çünkügözlerini içine bakıpgönülden konuşuyorlarmış, gönülde bir olmuş iki eski dost. Zümrüd-ü Anka Kuşu Kırmızı Başlıklı Kız’ın bu isteğine itaat etmiş, kanatlarını açmış kırmızılı kız açılan kanatlara atlamış tüylerine zarar vermeyecek şekilde tutunmuş ve göz açıp kapayana kadar Mars a varmışlar. Ortalık sessizmiş. Hemen hemen hiç hayat belirtisi hiç insan yokmuş. Uzun bir süre etrafı gezmişler. Hiçkimseler yok. Derken birden hava değişmiş, çeşitli sesler gelmeye başlamış her yerde canavarlar adeta fışkırıyormuş hepsi bir biriye savaşıyor, sanki hepsi birbirlerini öldürme yemini etmişler gibiymiş. Kırmızı Başlıklı Kız “olmaz olmaz“diye bağırmaya başlamış öyle bir çığlık atmışki bütün canavarlar oldukları yerde donup kalmışlar .Etraf kandan kızıla bulanmış. Dünyadan bakılınca gözüken kızıllıkda meğerseoymuş, kin ve nefretin kızıllığı. Kırmızı başlıklı kız. “Dünyada insanlık öldü, sevgi öldü, insanlar bir bilerini sevmeyi unuttuğu için çekememezlikler, nefretler kıskançlıklar oluştu, peşinden de savaşlar başladı, ben de kaçtım taaa buraya geldim ama burada da bir kavgadır devam ediyor, ben burada duramam dünyaya geri döneceğim” demiş. “Dünyada insan var en azından insanın olduğu yerde umut var… Belli mi olur belki de insanlık sevmeyi adaletli olmayı yeniden öğrenir” demiş Zümrüd-ü Anka Kuşu’nun kanatlarına atlayıp dünyaya dönerken, yolda karar almış demiş ki “insanlığın unuttuğu değerleri geri kazanması için gereken ne varsa yapacağım.. Bu uğurda adalet savaşçısı olacağım kızıla bulanmış bir dünya istemiyorum” demiş…

Şimdilerde ise nerde bir kırmızılı kadın görsek biz onu hemen tanıyor, asıl davasını iyi biliyoruz. Evet haklıydın kırmızı başlıklı kız insan olan her yerde bir umut vardır.