Birbirlerinin arkasından atıp tutanlar, yüz yüze geldiklerinde birbirlerini yalarlar(!).
-Alper Sezer.
Bu ifade, insan ilişkilerindeki samimiyetsizlik, ikiyüzlülük (riyakârlık) ve sosyal maskeler üzerine kurulmuş, sert ve amiyane (sokak diline yakın) bir aforizmadır. Cümlenin arka planında yatan psikolojik ve sosyolojik dinamikler şöyle açıklanabilir:
Bir insanın arkasından konuşmak (atıp tutmak), herhangi bir doğrudan çatışma riski taşımadığı için son derece zahmetsiz ve konforludur. Kişi, muhatabının bulunmadığı ortamlarda kendi öfkesini veya kıskançlığını sergilerken dedikodu yaptığı kitlenin onayını almaya çalışır. Ancak bu durum, kişinin gerçekte yüzleşme cesaretine sahip olmadığını gösterir.
Söz konusu kişiler karşı karşıya geldiklerinde, arkadan söylenen lafların yarattığı gerilim ve yakalanma korkusu devreye girer. Sert çıkış yapacak yüreklilik bulunmadığı için tam tersi bir strateji izlenir: Aşırı övgü, yapmacık nezaket ve yaranma çabası. Metoforik olarak kullanılan "yalama" eylemi, kişinin kendi itibarını ve konforunu korumak adına sergilediği aşırı dalkavukluğu simgeler.
Bu tür davranışlar genellikle bir çıkar ilişkisinin olduğu ortamlarda (iş yerleri, sosyal çevreler, politik alanlar) sıkça görülür. İnsanlar arkasından nefret ettikleri kişilere, ellerindeki güç veya konum nedeniyle yüz yüze geldiklerinde boyun eğerler. Çıkar, dürüstlüğün önüne geçtiğinde bu tür manzaralar kaçınılmaz hale gelir.
Özetle bu aforizma, özgüvensizliğin ve fırsatçılığın dışa vurumudur. İnsanların gıyabında aslan kesilip, karşı karşıya kaldıklarında sergiledikleri bu dalkavukça tutum, toplumsal ilişkilerdeki güven erozyonunu ve karakter aşınmasını en yalın şekilde gözler önüne serer.
.