Zonguldak, geçtiğimiz hafta sonu 24. Uluslararası Kömür Kongresi'ni gerçekleştirdi.
İsmi üzerinde: uluslararası. Ve 24. yapıldı.
Bu seneki kongre çok güçlüydü.
Bütçesi devasa idi: 130 bin dolar.
Bildiğim kadarıyla eğer herkes katılsaydı, tüm davet edilenler karşılık bulsaydı bütçe 150 bin doları bulurdu.
Bir önceki bütçe ise 3,5 milyon Türk lirasıydı.
İki yılda gelinen nokta hayat pahalılığını maalesef gösteriyor.
O dönem adına gerçekten 3,5 milyon TL de çok büyük paraydı.
Bugün 130 bin dolar tabi ki önemli bir bütçe.
Kömür kongresi için değer.
Helal olsun, sponsorlarımız var olsun.
Sadece konaklamaya 1,8 milyon TL verince gerisini siz düşünün.
Gala ve ödül gecesi bile dehşetti.
Dedeman Otel müthiş ev sahipliği yaptı.
Evet, biraz pahalı ama beş yıldızlı otel konforu da bunu gerektiriyor.
İnanıyorum ki yine de indirim yapmışlardır.
Dedeman’ın başarılı genel müdürü ve ekibi ellerinden geleni yapmıştır.
Zonguldak Dedeman Otel bizim yüz akımız.
Dedeman Oteller Grubu'nun en kaliteli ve önde gelen otelleri arasında ilk sıralarda yer alması Zonguldak’ın gururudur.
Tarihsel öneme sahip Emirgan Otel ise yenilenen modern yüzü ile Zonguldak’a nefes aldıracaktır.
Konaklama adına dört yıldızlı otel konforu ile müthiş manzarasıyla hizmet edecektir. Zonguldak olarak beş yıldızlı otellerimiz artmalı.
Çaycuma ilçemizde çok yazdık ve çizdik; değerlendirildi.
Tam bir milyarlık yatırım gerçekleşiyor.
Beş yıldızlı otellerimiz daha artmalı.
Bu konuya ayrıca geleceğiz.
Turizm adına Karaelmas Ekspresi'ni irdeleyerek değerlendireceğiz.
Kömür kongresine dönersek: TMMOB Maden Mühendisleri Zonguldak Şube Başkanlığı ev sahipliği tek kelimeyle kusursuzdu.
Evet. Davet kısmında sorunlar çıktı.
Artık bu sorunlar ortadan kaldırılmalı.
Eğer bu kadar devasa bütçeli bir uluslararası etkinlikte yürütme kurulu oluşturuluyorsa, yürütme kurulu gerekirse davetiye adına bir kurye sistemi getirmeli. Bunun bütçesi gerekirse elli bin veya yüz bin olsun.
Ama davetiyeler düzgün verilsin.
Bizzat sahibine teslim edilsin; tavan aralarına bırakılmasın.
Hele ki üst düzey yetkililere ve ilgililere bizzat teslim edilsin.
Bu konuda bir heyet gerekirse bir ay işi ve gücü bıraksın; bu konu ile ilgilensin.
Kömür kongresinin önüne davetiye krizi geçmesin.
Örneğin Zonguldak AK Parti milletvekili Ahmet Çolakoğlu’na davetiye bizzat teslim edilsin.
Eğer GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil’e heyet gidiyorsa, Çolakoğlu’na da bir heyet gidecek.
İktidar milletvekillerine gidecek.
Gerekirse milliyetçi muhafazakâr kesime de genel merkezleri nezdinde gidilecek. Bir vekil gelmesi sağlanacak. Sağlanmalı.
Kömür kongresi artık tüm partililerin uhdesinde olmalı.
Sadece sol kanat “ben evsahibiyim” görüntüsü vermemeli.
Sol kesimi yok saymıyorum; onlar da bizler için değerlidir ve önemlidir.
Kongrede herkes olmalı görüşü adına yazıyorum.
Paydaşlar önemle yer almalı.
Kendi adıma bize davetiye gelmedi, ama program geldi.
Basın toplantısı ve diğer süregelen toplantılar adına bizzat başkan tarafından arandık. Görüşlerimiz alındı.
Kongreyi bizzat takip ettik; programın süregelen kısımlarında önemle yer aldık.
“Yer aldık” derken ZGC başkan ve ekibi olarak yer aldık.
Zonguldak’ı tek temsil eden gazeteciler örgütü olarak oradaydık.
Merkezde başka gazeteci örgütleri adına küçük ölçekli dernekler var mı?
Ama başlarında (pasif, yönlendirilen figür, kağıt üzerinde) gazeteci olmayanların yer alması ve temsil edenlere davetiye gelse ne yazar, gelmese ne yazar?
Onların işi gücü maddiyat ve maneviyat.
Kamu ve özel kuruluşları aramak, kendilerini tanıtmak, istek ve taleplerini sıralamak.
Devlette alt kadroda yer almalarına rağmen...Düşük ölçekli diplomalarına rağmen....
Bakalım nereye kadar gidecek?
Peş peşe içlerinde yönetici ve üye adına kalan bir iki gazetecinin istifasını istemek. Bunu da yine devlette özerk kuruluş olarak çok taze yer alan birinin yapması ve talep etmesi.
Pes dedik, pes.
Bunu şunun için yazıyorum: bunlara davetiye gitmesine gerek yok; davetiyeler gitmesi gereken yere gitmeli.
Davetiyeye yazık olmasın.
Devamla: Zonguldak kömürü hepimizin. Bu algı artık yıkılmalı.
25. Kömür Kongresi'nde bu konulara dikkat edilmeli.
Bakınız, ev sahipliği yapan başkan ve yöneticilerinin yürütme kurulunu iyiniyetinden şüphemiz yok.
Sadece davetiye krizini hiç kimse bahane etmesin. “Gelmedi” demesin.
Tabi ki sizin tarafınızdan bakıyorum: davetiye gelenek ve görenek.
“Zonguldaklı herkes evsahibi” diyorsunuz.
“Gönlü olan gelir” sözleri söylüyorsunuz.
Bunu anlıyorum.
Ama davetiye verilmeli. Bu saygı, sevgi ve içten samimiyet gösterilmeli.
Seçilmişlerin ve atanmışların kongreye katılması önemle sağlanmalı.
Kömür hepimizin. Zonguldak’ın.
Kömür kongresi de Zonguldak’ın gelecek yaşam seçeneğini şekillendirecek.
Bizler madenciliğin devamı adına uğraşıyoruz.
Kömürümüz çıksın; ekonomiye çok çeşitlilikle kazandırılsın.
Biliyoruz ki artık kömür üretimi adına teknoloji ile çalışılıyor, çalışılacak.
İş gücü azalacak; karlılık öne çıkacak.
Yeni kömür üretiminde buna hazır olalım.
İşçilik bitiyor. İş gücü bitiyor. Buna hazır mıyız?
Teknoloji ile bedenen iş gücünden uzaklaşılıyor.
Gelecek beş yılda bunu göreceğiz; hem de çok güçlü.
Kömür derken, sıfır karbon olayı gündemden hiç düşmüyor.
Nasıl olacak sıfır karbon?
Bunu her yerde duyuyoruz ve görüyoruz.
Sıfır karbon demek, kendi tarafımızdan bakılınca kömür yok demek.
Çevre ve iklim kanunu durumu her daim ensemizde.
İklim kanunu başımızda çok seçenekli.
Gelecek nesli kömür adına zor günler bekliyor.
Bu konuda AB bizi çok zor duruma sokacak.
Neden derseniz: Soma Belediye Başkanı panelde anlattı.
AB topluluğuna ihracat yapan büyük ölçekli bir şirketin sahibi kendisini ziyaret ettiğinde başkandan rüzgâr santrali kurmak adına yer istemiş ve izin talepleri olmuş. Bir tane rüzgâr santrali kurulacakmış — bakınız, bir tane.
Gerçi bildiğim kadarıyla bir tanenin bile fiyatı çok yüksek (bir milyar TL) olduğunu biliyorum.
Tabi ki rüzgâr santrali yapılan yatırımı çıkartıyor.
Şimdi kömür memleketi olan Soma’da rüzgâr santrali kurulmak istenmesinin sebebini başkan sorduğunda aldığı cevap çok şaşırtıcı gibi geliyor.
Ama bir gerçek: AB topluluğuna mal sattığı şirketler ihracat adına elektrik santralini önemle soruyorlarmış.
Kömür ile çalışan her şeye veto var.
Daha ne diyelim.
Bugün AB topluluğu tüm kömür ile üretilen firmalara bunu getirecek, getiriyor. Şirketin küçüğü veya büyüğü yok; herkese geçerli.
Zonguldak’ta ve bölgede bunun örneklerini göreceğizdir; hem de canlı canlı. AB topluluğu olmadan bizim ihracatımız sıfır çeker.
Soma Belediye Başkanı “kömür ve termik santral olmazsa olmazımız” diyor.
Ama şunu da söylüyor: AB topluluğuna ihracatımız da önemle devam etmeli.
Evet. Kömür nasıl devam edecek? Geçtiğimiz günlerde Dedeman Otel’de ZTSO başkanlığının düzenlediği “Yeşil Çevre” forumunda, Zonguldak ve Essen'in tarihi bağları vurgulanarak yeşil dönüşüm, enerji işbirliği ve sürdürülebilir kalkınma konuları ele alındı.
Panellerle iki kentin deneyimlerinin paylaşılması hedeflendi.
Panelde önemle davetliydik. ZTSO adına en sonunda gazetecileri davet etme becerisini gösterdiler.
Buna da şükür. Bu davet krizi her yerde karşımıza maalesef çıkıyor.
Neyse, sonunda başaracağız düşüncesindeyim.
Bu panel bana şunu gösterdi: Almanya’dan gelen konukların konuşması ilginçti. Kapanmış ve kömürden çekilmiş bir ülkenin sonrasını anlatıyorlardı.
Bize de “kömürden çekilin, başka alanlara yönelin” söylemini duyduk.
Aslında bu paneli çok irdelemedik; gerçek adına görünen oydu. Panel kömüre karşı bir duruş sergiliyordu. Zonguldak’a da aslında bir uyarıydı: “
Bizler çekildik, kömürden kurtulduk, sıra Zonguldak’ta.” İlginç bir paneldi.
Bazı gerçeklerle de maalesef karşı karşıyayız.
Bakalım Zonguldak nereye gidecek?
Kömür ile var olacak mıyız? Yoksa kömür veda edecek mi?
Kömür kongresinde ise kömürün ne kadar önemli olduğunun altı çizildi.
Dünyanın geçtiği ekonomik darboğaz konuşuldu.
Yerli ve milli özkaynaklarımızın yer üstüne çıkarılmasının öneminden bahsedildi, söz edildi.
Bizler kömürden yanayız.
Olmalı ve devam etmeli.
Köşe yazımızda ortaya karışık bazı durumlar oluştu.
Yapacak bir şey yok.
Payeler de verilmeli; vermeye de devam edeceğiz. Çok yönlü.
Şimdilik nokta.