Kuş, yüzemediği için talihsiz değildir.
Ama uçamazsa talihsiz olur.
At, uçamaz diye eksik sayılmaz;
Koşamazsa eksiktir.

Çünkü her varlık, kendi yaratılış gayesiyle anlamlıdır.

Peki insan ne zaman talihsiz olur?

Türkiye’de insan,
Başkasından güçlü olmadığı için,
Daha zengin olmadığı için,
Daha kurnaz olmadığı için talihsiz değildir.

Talihsizlik;
İyiliğin zayıflık,
Vefanın saflık,
Adaletin gereksizlik sayıldığı gün başlar.

Bugün Türkiye’nin asıl sorunu budur.
Güçlü olana göre şekillenen adalet,
İşine gelene göre hatırlanan vefa,
Menfaate kurban edilen iyilik…

Zonguldak’a bakın.
Bu ülkenin sanayisini omuzlamış,
Yeraltında can vermiş bir şehrin
Üstünde hâlâ adalet arıyoruz.

Bedel ödemiş ama karşılığını alamamış bir kenttir Zonguldak.
Talihsizliği yeraltında değil,
Yeryüzünde unutulmuş olmasındadır.

Gökçebey’e gelince…

Bir köprü için yıllardır bekleyen,
Bir Organize Sanayi Bölgesi için söz dinleyen,
Ama icraat göremeyen bir ilçe.

Sorun imkânsızlık değil,
Sorun öncelik meselesidir.

İnsan gibi şehirler de,
İyiliği, vefayı ve adaleti kaybettiğinde talihsiz olur.

Gökçebey’in talihsizliği;
Çalışmayan insanı değil,
Çalışanı görmeyen sistemi yaşamasıdır.

Unutulmamalıdır ki;
İnsan gücünü kaybettiğinde değil,
Vicdanını kaybettiğinde çöker.

Türkiye’nin, Zonguldak’ın ve Gökçebey’in
İhtiyacı olan şey daha fazla söz değil;
Daha fazla adalet, daha fazla vefa,
Daha fazla insanlıktır.
Kalın sağlıcakla.