Dün gece bir rüya gördüm; daha doğrusu takvimin azizliğine uğradığım bir hayal dünyasına daldım. Gökçebey’in sokaklarında yürürken burnuma fabrikaların bacalarından tüten üretim kokusu geliyor, gençlerin iş bulma derdiyle bavul toplamadığı, aksine gidenlerin geri döndüğü bir ilçe görüyordum.
İlçenin girişindeki o yılan hikayesine dönen yeni köprü bitmiş, estetiğiyle göz dolduruyordu. Agusto Deresi artık bir tehdit değil, ıslah edilmiş haliyle ilçenin gerdanlığı olmuştu. Ne sel korkusu kalmıştı halkta, ne de "Acaba bu yağmurda dükkanımı su basar mı?" endişesi... Eğitimde zirve yapmış, sportif faaliyetlerle gençlerine sahip çıkan, adeta küllerinden doğmuş bir Gökçebey vardı karşımda.
İşte tam o sırada kalemi elime alıp "AK Parti Gökçebey’de Tarih Yazıyor" başlığını atmak için sabırsızlandım. İktidarın gücüyle Gökçebey’in "Altın Çağı’nı" yaşadığını haykırmak, bu başarıyı alkışlamak istedim.
Ancak saatler gece yarısını vurduğunda acı bir gerçekle irkildim.
Takvim yaprakları 1 Nisan 2026 Çarşamba gününü gösteriyordu. Ve ne yazık ki bu gördüğüm manzara, Gökçebey’in gerçeği değil, bir "Nisan Bir" şakasından ibaretti.
Şimdi sormak lazım: Gökçebey halkı daha ne kadar bu şakaların içinde yaşayacak?
Organize Sanayi Bölgesi (OSB) kurulacak dedik, işsizliği ve göçü bitirecek dedik; ama hala somut bir kazma vurulmuş değil. İlçenin girişine yapılacak o köprü, sadece seçim vaatlerinin mi köprüsü olacak?
Agusto Deresi’nin genişletilmesi için daha kaç sel baskını, kaç mağduriyet yaşanması gerekiyor?
Eğitimdeki eksikler, sportif alanların yetersizliği... Bunlar lüks değil, bir ilçenin var olma mücadelesidir. İktidar partisi mensuplarının ve yerel yöneticilerin "yapıyoruz, edeceğiz, az kaldı" masalları, artık Gökçebey halkının kulaklarında hoş bir seda bırakmıyor. Aksine, beklemekten yorulmuş bir halkın sessiz çığlığına dönüşüyor.
Biz gazetecilerin görevi, var olanı yazmak kadar, olmayan üzerinden de uyarmaktır. Gönül isterdi ki bu yazı bir yergi değil, gerçekten bir övgü yazısı olsun. Gönül isterdi ki 1 Nisan şakası tadındaki bu vaatler, Gökçebey’in gerçek tarihi olsun.
Ey Gökçebey’in yetkilileri; Halk artık takvimdeki tarihlere göre değil, sokağındaki icraata göre not veriyor. Eğer Gökçebey’e gerçekten bir "Altın Çağ" yaşatmak niyetindeyseniz, o köprüyü yapın, o OSB’yi kurun, o dereyi bitirin.
Yoksa bu ilçe, sizi sadece 1 Nisan’larda hatırlanan bir "şaka" olarak tarihin tozlu raflarına kaldıracaktır.
Vakit, şaka yapma vakti değil; tarih yazma vaktidir.
Bu gidişle daha çok 1.Nisan şakası yazısı yazarız diye düşünüyorum.
Sağlıçakla kalınız.