Çocukluk çağı kanserlerinde neden-sonuç ilişkisinin erişkinlerdeki kadar net olmadığını ifade eden Gök, bu nedenle mamografi ve kolonoskopi gibi erişkinlere yönelik tarama programlarının çocukluk çağında uygulanamadığını dile getirdi. Ailelerin en sık “Neden?” sorusunu sorduğunu belirten Gök, “Bildiğimiz en temel sebep genetik yatkınlıktır. Ancak genetik yatkınlık olsa da mutlaka tetiği çeken bir risk faktörünün olması gerekir” dedi.
İyonize radyasyona uzun süreli maruz kalmanın, kötü beslenmenin, stresli yaşam koşullarının ve bazı onkojenik virüslerin risk faktörleri arasında yer aldığını belirten Gök, aileleri bilinçli olmaya çağırdı.
Belirtiler Ciddiye Alınmalı
Uzun süren ateş, gece terlemesi, kilo kaybı ve sebepsiz morlukların kanser için özgül belirtiler olmadığını ancak bu durumların fark edilmesi halinde mutlaka hekime başvurulması gerektiğini vurgulayan Gök, çocukların düzenli olarak takip edilmesinin önemine dikkat çekti.
Erken Tanı Başarıyı Artırıyor
Çocukluk çağı kanserlerinde tedavi başarısının gelişmiş ülkelerde benzer seviyede olduğunu ifade eden Gök, lösemilerde temel tedavinin kemoterapi olduğunu; solid tümörlerde ise kemoterapi, cerrahi ve radyoterapi seçeneklerinin uygulanabildiğini söyledi. Hastalığın erken evrede teşhis edilmesi halinde başarı oranlarının oldukça yüksek olduğunun altını çizdi.
Gök ayrıca, kanser tanısı alan çocukların ve ailelerinin toplumdan izole edilmemesi ve gerekli sosyal desteğin sağlanmasının büyük önem taşıdığını belirterek, bu mücadelede toplumsal dayanışmanın gerekliliğine dikkat çekti.




