Uzun bir aradan sonra merhaba…
Dizüstü bilgisayarımın şarjı müsaade ettiği kadar yazacağım bugün…
Keyifsiz geçen bir bayram tatili sonrasında işe konsantre olmaya çalışıyoruz…
Geçenlerde “şimdilik” aktif siyasetten uzak duran bir politikacı…
“Zonguldak 3 H’den kurtulmadıkça hiçbir şey düzelmez” demişti…
“3 H” kim mi?
AKP İl Başkanı Hamdi Uçar…
CHP İl Başkanı Halil Furat…
MHP İl Başkanı Hamdi Ayan…
Esasına bakılırsa 3 parti il başkanı da sancılı günler yaşıyor…
İktidar partisi İl Başkanı olmasına rağmen kente hiçbir şey katamayan, kendi partisinin bakanına bile bunu itiraf eden, heyecanını kaybetmiş, adı usulsüzlükler ve açıklayamadığı malvarlığı ile anılan AKP’nin “şaibeli” İl Başkanı Hamdi Uçar…
Muhalefet partisi il başkanlığının hakkını veremeyen, Mehmet Haberal’ın gölgesinde çekek siyaseti yapan ve geldiği gibi gidecek olan, bugün yönetim kurulunun tamamı istifa etmesi beklenen CHP’nin “yalnız” İl Başkanı Halil Furat…
İl Başkanı olduğu günden beri “polemik”le beslenen, milletvekili olmanın hayaliyle yanıp tutuştuğu için kimi zaman il başkanı olduğunu unutan, “bayrak-millet” dışındaki konularda suya sabuna dokunmayan, kendisine rakip gördüğünün kellesini alan MHP’nin “intikamcı” İl Başkanı Hamdi Ayan…
Zonguldak’ın her alanda Türkiye ortalamasının altında kaldığından dertleniriz…
Ama siyasetin kalite çitasını yükseltmeyi hiç denemeyiz, cesaret bile edemeyiz…
Namuslu ve toplumda saygınlığı olan seçkin insanlar, “Siyasette bize yer yok” diyip korktukları sürece şikayet etme lüksümüz de olmamalı!
Mesele parti il başkanlarının isimlerinin ilk harfleri değil elbette…
Mesele toplumdaki güven duygusunu yitirmiş siyaset müessesesinin kendisiyle yüzleşmesinde…
Yoksa Hamdi gider Hasan gelir…
Zonguldak da yerinde saymaya devam eder dururuz…
***
Bu köşenin başlığını “Erdoğan Demir” atsaydım eminim 4-5 bin hit alırdı…
Ne carsa bu Erdoğan Demir de?
O zaman hemen söyleyeyim yarınki köşemin başlığı: Erdoğan Demir
Farkında mısınız?
Uzun zamandır içinde “Demir” geçen cümleler kurmamaya özen gösteriyorum…
Gerçi benim için “demir” ile “teneke” arasında hiç fark yok!
Ama sürecin hassasiyeti, yaşadıkları ekonomik darboğaz, yapılan operasyon nedeniyle Demir grubuyla ilgili haberlerde ellerimizi ovuşturmak yerine izlemeyi tercih ettik…
Ama onlar ne yaptı…
Her fırsatta Halkın Sesi’ne tahsis ettikleri avukat aracılığıyla her habere tekzip metni göndererek kendilerince bizi kamuoyunda küçük düşürmeye çalıştılar…
Hiç dert etmedim…
Hepsini her ne kadar gerçekleri yansıtmasa da, “cevap hakkı” deyip yayınladık…
Çünkü gerçeklerin er geç ortaya çıkacağından bir gün olsun şüphem olmadı…
Ama dün internet sitesinde, bugünde gazeteleri Yeni Adım’da çıkacak haber tek kelimeyle söyleyeyim iğrenç ve alçakçaydı…
Dayanamadım hemen Erdoğan Demir’e sağlam bir mesaj attım…
Şuana kadar dönmedi…
Yarın bahsi geçen telefon tapeleriyle ilgili yazacağım…
Sadece şunu bilmenizi istiyorum…
Eğer doğruysa bu tapelerin içeriğinden ilk kez haberdar oluyorum…
Tapelere nasıl ulaştıkları, konuşmaların içeriğinin doğruluğu ise ayrı bir tartışma…
Burada benim muhatabım Kilimli Belediye Başkanı Ali Aslankılıç’tır…
Yarın ilk fırsatta Sayın Aslankılıç’la bir görüşme yapacağım…
Aslankılıç’ın söyleyecekleri benim için çok önemli…
Sonrası mı?
Sonrasına bakarız!