Üç Aralık malumumuz üzere dünya engelliler günü olarak kutlanıyor.

Engellilerin sorunları yetkililer tarafından dinleniyor, notlar alınıyor, sonrada engelli oldukları için engelli günleri kutlanıyor.

Engelli insanların penceresinden hayata bakabilmek, yaşamsal koşullardaki zorluklarını anlayabilmekten ziyade, algılayabilmek daha önemli diye düşünüyorum.

Biz güya normal sayılan insanların, şehir planlamaları yaparken yok saydığımız engelli dostlarımızı, hayatın içine katmaya utandığımız ve belki de gerek görmediğimiz çocuklarımızı kardeşlerimizi bir gün içinde formalite olarak anımsamamız çok ilginç.

Engelli dostlarımıza, kardeşlerimize, çocuklarımıza onların yaşamlarını kolaylaştırabileceğimiz olanaklar sağlayabilirsek, kutlanacak günler armağan edebiliriz diye düşünüyorum.

Bu konuya girme sebebim tamda yukarıda söz ettiğim gibi engelli kardeşlerimizi topluma katmaktan duyduğumuz çekingenlik.

Yoksa bir günlük hatırlama, konu bu olduğunda elbette yetersiz.

Şöyleki:

Biz beş kardeşiz, ama bir  kız kardeşim zihinsel engelli ve  şu an 47 yaşında. Ne okula gidebildi nede toplum içine girebildi yıllarca, çünkü sanırım gerek görülmedi, ya da kabule geçildi.

Bizler eğitim şansı bulamazken ona böyle bir şans vermelerini beklemek  imkansızdı  ailemizden, vermediler de.  Ben  ilkokula giderken o peşimizden özenerek  bakardı, benimle gelmek isterdi fakat böyle bir imkan yoktu. Bende ona okuldan  kırık tepeşirler getirirdim . Evimizin tahtadan kahverengi bir sokak kapısı vardı, işte o kapının arkasına okulda öğrendiklerimi yazardım,  kız kardeşimde o kısa heceleri okurdu. Ve yazardı. İşte o günlerde ona öğretebildiklerimden sadece iki kelime kalmıştı aklında ‘OT VE YAPRAK’

Yıllarca aile içinde bizlere uygulanan şiddetin kurbanlarından biri de oydu, üstelik zihinsel engelli olmasının da bir ayrıcalığı olmadı  hiçbir zaman.

İşte o sevgisizlik ve ilgisizlik, bizlerin erken evlilikleri ve uzak şehirlerde olmamızdan kaynaklı olarak yetersizliğimiz, onu yalnız bıraktı anne ve babasıyla.

Yalnız başına kalması, sonraki yıllarda daha da  agresif biri yaptı onu, duyduğunu duyduğu gibi söyleyen ne anlama geldiğini bilmeden tekrar eden sinirli biri oldu ne yazık ki.

Çok sonraları  zihinsel engelliler okuluna kayıt oldu, zorunlu tutulduğu için anne baba hayır diyemedi. Ne ilginçtir ki  oda, benim gibi kırk yaşından sonra fırsat yakaladı, fakat kaybolan yılların telafisi ne yazık ki yoktu.  Orada  öğrendikleri ve okula gitme isteği aile içindeki büyükleri şaşırtmıştı. Pişmanlık duyduklarına eminim ama artık çok geçti.

Şimdi bu günü  yani dünya engelliler gününü ben kız kardeşime  nasıl anlatırım ne  anlama geldiğini nasıl anlatırım.

Ben bu günü kutlayamam,  geçmişi geriye getiremem, anne babama hesabını soramam.

Kayıplarımızı telefi edemediğimiz şeylerden biride işte bu. Bana göre bu günün anlamını, önemini, önce kendimize anlatmamız gerekiyor. Önce bizim anlamamız gerekiyor ki faydalı olabilelim çocuklarımıza kardeşlerimize.

Ben kendi adıma bunun ezikliğini çekiyorum. Algımızdaki engelleri kaldırabildiğimizde iç içe geçerek bir olabildiğimizde engelsiz yaşayabiliriz umarım. Anne baba olmak sadece bir çocuğa sahip olmak değil, onu her şeyiyle kucaklayabilmek, kabullenebilmek.

Bunu keşke zamanında anlayıp anlatabilseydim …….