Diyarbakır'ın ciğeri, Trabzon'un hamsisi...
Diyarbakır'ın dağları, Trabzon'un yaylaları...
Diyarbakır'ın halayı, Trabzon'un horonu...
Bir tarafta Güneydoğu'nun sıcaklığı, diğer tarafta Karadeniz'in asi dalgaları...
Ama ikisinin de üzerinde aynı gökyüzü, aynı bayrak ve aynı vatan var.
Bu topraklar sadece doğal güzellikleriyle değil, taşıdığı manevi değerlerle de birbirine bağlıdır. Kur'an-ı Kerim'de isimleri geçen Hz. Zülkifl ve Hz. Elyesa peygamberlerin kabirlerinin bulunduğu kabul edilen Diyarbakır ve çevresi, önemli manevi merkezlerden biridir.
Karadeniz ise dağlarının altında sakladığı zenginliklerle ülkemizin önemli bölgelerinden biridir. Kireç taşı, bakır, demir, çinko, altın ve gümüş gibi madenler bu toprakların bize sunduğu zenginliklerdir.
Bir tarafında maden ocaklarında alın teri döken insanımız, diğer tarafında tarlasında, fabrikasında, atölyesinde çalışan insanımız...
Hepsinin derdi aynı:
Evine ekmek götürmek, çocuğunu büyütmek, huzur içinde yaşamak.
Öyleyse soruyorum:
Aynı bayrağın altında, aynı ezanla, aynı vatan topraklarında yaşayan Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Arap ve daha nice kardeşimiz neyin kavgasını ediyor?
Bizim birbirimizden ne farkımız var?
Birimizin adı Türk, birimizin adı Kürt olabilir.
Birimiz horon oynar, diğerimiz halay çeker.
Birimiz hamsiyi sever, diğerimiz ciğeri.
Ama acımız aynı acı, sevincimiz aynı sevinçtir.
Şehit haberinde hepimizin yüreği yanar.
Çocuğumuzun geleceği hepimiz için önemlidir.
Ve bu vatan hepimizin vatanıdır.
Trabzonspor – Amedspor maçı bize ne anlatmalı?
Diyarbakır'da Trabzonspor ile Amedspor'un karşı karşıya geldiği futbol karşılaşması, aslında iki şehrin birbirini tanıması ve kardeşliğin güçlenmesi için bir fırsat olmalıydı.
Futbolun amacı insanları birbirine düşürmek değil, insanları bir araya getirmektir.
Bu nedenle maç öncesi ve sonrasında yaşanan gerilimler, hakaretler, tehditler veya taraftar güvenliğini tehlikeye atan herhangi bir olay varsa, bunların tamamını sorgulamalıyız.
Burada sorulması gereken önemli sorulardan biri de şudur:
Diyarbakır'da alınan güvenlik önlemleri yeterli miydi?
Taraftarların güvenliği, takımın kimliğine bakılmaksızın devletin sorumluluğundadır.
Trabzonspor taraftarı da bizim insanımızdır, Amedspor taraftarı da.
Bir futbol maçını bahane ederek insanların birbirine düşman edilmesine izin verilmemelidir.
Karadeniz'de teröre geçit yoktur.
Diyarbakır'da da huzuru bozacak, insanları birbirine düşman edecek hiçbir anlayışa geçit verilmemelidir.
Çünkü terörün dili Türkçe, Kürtçe, Lazca veya başka bir dil değildir.
Terörün dili insanlık düşmanlığıdır.
Bizim dilimiz ise kardeşlik olmalıdır.
Biz aslında birbirimize ne kadar benziyoruz
Diyarbakır'ın halayıyla Trabzon'un horonu farklı olabilir.
Ama ikisinin de içinde aynı coşku vardır.
Diyarbakır'ın dağları başka güzeldir, Trabzon'un yaylaları başka...
Diyarbakır'ın ciğeri başka lezzettir, Trabzon'un hamsisi başka...
Biri halay çeker, biri horon teper.
Ama düğünlerde yüzlerdeki gülümseme aynıdır.
Birimiz Türküz, birimiz Kürdüz, birimiz Lazız, birimiz Çerkeziz, birimiz Arabız...
Ama hepimiz bu ülkenin evlatlarıyız.
Aynı bayrağın altında yaşıyor, aynı ezanın sesini duyuyor, aynı vatan toprağı üzerinde geleceğe bakıyoruz.
Öyleyse artık birbirimize düşman aramak yerine, birbirimizin elini tutmanın zamanıdır.
Trabzon'un yaylaları Diyarbakırlıya da açık olsun.
Diyarbakır'ın dağları Trabzonluya da...
Trabzon'un hamsisi Diyarbakırlının sofrasında, Diyarbakır'ın ciğeri Trabzonlunun sofrasında olsun.
Horon halayla, halay horonla buluşsun.
Çünkü bu ülkenin zenginliği farklılıklarımızdır.
Biz birbirimize düşman değiliz.
Biz aynı vatanın çocuklarıyız.
Çünkü Türkiye, Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Arabıyla hepimizin ortak vatanıdır.