Zonguldak artık bazı sorunları konuşmaktan değil, aynı sorunların tekrar tekrar yaşanmasından yoruldu.
Şehrin göbeğinde, belediye binasının hemen arkasındaki yolda yaşanan kazalar ve 3 vatandaşımızın hayatını kaybetmiş olması, üzerinde ciddi şekilde durulması gereken bir tablodur.
Burada sorulması gereken soru çok açık:
Bir yolun güvenli hale getirilmesi için daha kaç vatandaşımızın hayatını kaybetmesi gerekiyor?
Vatandaşın can güvenliği söz konusu olduğunda kimse sorumluluğu başka kurumlara atarak kenara çekilemez.
Valiliğin girişimleriyle Karayolları tarafından yol ve üst geçitle ilgili çalışmalar yapılırken, vatandaşın güvenli ulaşımı açısından büyük önem taşıyan asansör konusunda yaşanan gecikmeler de kamuoyunun dikkatinden kaçmıyor.
Aylar geçti…
Ancak vatandaş hâlâ üst geçidin asansörünün çalışmasını bekliyor.
Özellikle yaşlı, engelli ve hareket etmekte zorlanan vatandaşlarımız için asansör bir lüks değildir.
Asansör çalışmıyorsa vatandaş ne yapacak?
Karşıya geçmek için yeniden tehlikeli yola mı çıkacak?
Her gün aynı tehlikeyi yaşamak zorunda mı kalacak?
Yeni bir can kaybı yaşanmadan bu sorun neden çözülmüyor?
“BÜTÇEMİZ YOK” DENİLİYORSA VATANDAŞ SORUYOR
Belediyenin çeşitli hizmetlerde bütçe sıkıntısını gündeme getirdiği bir dönemde vatandaşın başka soruları da var.
İşçi alımları devam ederken, temel ulaşım ve güvenlik sorunlarının neden çözülemediği kamuoyuna açıklanmalıdır.
Su faturaları vatandaşın bütçesini zorlarken, vatandaş doğal olarak şunu soruyor:
“Ben ödediğim paranın karşılığında hangi hizmeti alıyorum?”
Vatandaş belediyeden ayrıcalık istemiyor.
Vatandaş hakkını istiyor.
SAHİLİ GÜZELLEŞTİRMEK YETMEZ, DENİZİ DE TEMİZ TUTMAK GEREKİR
Zonguldak'ın sahillerine yatırım yapılması elbette önemlidir.
Ancak sahilin görüntüsü kadar denizin temizliği ve insan sağlığı da önemlidir.
Kentteki plajların tamamında deniz suyu kalitesi düzenli şekilde kontrol edilmeli; kanalizasyon ve atık su sistemleriyle ilgili gerekli denetimler yapılmalıdır.
Bazı vatandaşların denize girdikten sonra kusma, ishal ve ateş gibi rahatsızlıklar yaşadıklarını ifade etmeleri de görmezden gelinmemelidir.
Burada kimseyi suçlamak yerine yapılması gereken bellidir:
Denizlerden düzenli numuneler alınmalı, laboratuvar sonuçları şeffaf biçimde kamuoyuna açıklanmalı ve herhangi bir sağlık riski varsa derhal gerekli tedbirler alınmalıdır.
Çünkü vatandaşın sağlığı siyasetten daha önemlidir.
MAHALLELERDE DE AYNI SORUN
Bir başka önemli sorun ise mahalle aralarında yaşanıyor.
Müteahhitlerin yaptığı çalışmalar nedeniyle yolların tahta, inşaat malzemeleri ve molozlarla kapatıldığı, vatandaşların bu konularda belediyeye defalarca şikâyette bulunduğu halde bazı sorunların giderilmediği ifade ediliyor.
Eğer bir vatandaş defalarca şikâyet ediyor ve sorun çözülmüyorsa burada şu soru sorulmalıdır:
Denetim mekanizması nerede?
Yollar vatandaşın kullanımına açık olmak zorunda.
Kaldırımlar, geçiş alanları ve ulaşım güzergâhları insanların hayatını tehlikeye atacak şekilde işgal edilemez.
ZONGULDAK HALKI SADAKA İSTEMİYOR
Buradan açıkça söylüyoruz:
Hizmet sadaka değildir.
Zonguldak halkı belediyeden lütuf istemiyor.
Vergisini veren, suyunun parasını ödeyen, şehrin ekonomisine katkı sağlayan vatandaşın en doğal hakkı; güvenli yol, temiz çevre, sağlıklı deniz ve yaşanabilir mahallelerde yaşamaktır.
Belediyecilik sadece kaldırım yapmak, sahil düzenlemek veya görüntüyü güzelleştirmek değildir.
Belediyecilik önce insan hayatını korumaktır.
DENETİM KURUMLARINA ÇAĞRIMIZDIR
Başta belediye binasının hemen arkasındaki yol olmak üzere, vatandaşların can güvenliğini ilgilendiren bütün bölgelerde gerekli denetimler yapılmalıdır.
Yaşanan kazalar bütün yönleriyle incelenmeli.
Üst geçidin asansörünün neden çalışmadığı açıklanmalı.
Yolun güvenliği için hangi tedbirlerin alındığı kamuoyuna anlatılmalı.
Vatandaşların yaptığı şikâyetlerin nasıl değerlendirildiği ortaya konulmalı.
Ve bütün bunlar siyasi tartışmaların dışında, kamu yararı ve insan hayatı açısından değerlendirilmelidir.
Çünkü mesele AK Parti, CHP veya başka bir siyasi parti meselesi değildir.
Mesele Zonguldak'tır.
Mesele Zonguldak'ta yaşayan insanların can güvenliğidir.
Mesele çocuklarımızın, yaşlılarımızın, engelli vatandaşlarımızın güvenli şekilde sokağa çıkabilmesidir.Bir dönem Ak parti il Başkanı sayın Mustafa Çağlayan bu tehlikeli yolla ilgili karayolları bölge müdürüyle Chp Zonguldak Belediye Başkanı sayın Tahsin Erdem'i bir araya getirip yola ortak çözüm bulalım bizimde üzerimize düşen bir şey varsa desteğe hazırız demiştide o masadan Zonguldak halkının can güvenliğini hiçe sayarak senin burda ne işin var Mustafa diyerek masadan kalkmasının hesabınıda ayrıca henüz bu halka vermiş değil
Artık aynı acıları yaşamak istemiyoruz.
Artık bir kazadan sonra “Keşke önlem alınsaydı” demek istemiyoruz.
Artık bir vatandaşımızı kaybettikten sonra harekete geçilmesini istemiyoruz.
Bugün önlem alınmalı.
Bugün denetlenmeli.
Bugün hesap sorulmalı.
Çünkü yarın çok geç olabilir.
ZONGULDAK SORUYOR: DAHA KAÇ CAN GİTMESİ GEREKİYOR?