Zonguldakspor, üst üste aldığı iki yenilginin ardından deplasmanda 1926 Bulancakspor’u 4-0 gibi net bir skorla mağlup ederek kötü gidişe dur dedi.

Hem de öyle sıradan bir galibiyet değil, oyunuyla, mücadelesiyle ve skora yansıyan üstünlüğüyle muhteşem bir galibiyet elde etti.

Son iki maçta yaşanan puan kayıpları ve sahaya yansıyan isteksiz görüntü, Zonguldak'ı üzmüştü.

Alınan iki yenilgi sonrası “ Zonguldakspor'da sıkıntı mı var?" sorusu dolaşmaya başlamıştı. Ancak Bulancak deplasmanında ortaya konan futbol, sadece üç puan değil; aynı zamanda güven tazeleyen bir mesaj niteliğindeydi.

Maçın en kritik isimlerinden biri kaleci Enes Kolyoncu’ydu. Kalesinde adeta devleşti. Rakibin umutlanabileceği anlarda yaptığı kurtarışlarla hem skoru korudu hem de takım arkadaşlarına güven verdi. Büyük takımların büyük kalecileri olur derler; dün Enes, bu sözün karşılığını sahada fazlasıyla verdi.

Muhammed Leyis ise adeta maestro gibiydi. Oyunu yönlendirdi, tempoyu ayarladı ve yaptığı üç asistle maça damgasını vurdu. Keşke performansını bir de golle süsleseydi.

Özcan Yaşar' da fırsatçılığını ve bitiriciliğini konuşturdu. İki golle tabelaya imzasını attırdı ve alınan 3 puanda büyük rol oynadı.

Elbette sahadaki tüm oyuncularımız görevlerini eksiksiz yerine getirdi. Savunmadan hücuma kadar takım halinde oynanan disiplinli futbol, farklı galibiyetin temelini oluşturdu. Ancak Enes Kolyoncu, Muhammed Leyis ve Özcan Yaşar’ın üst düzey performansları göz kamaştırdı.

İki haftadır kafalarda dolaşan soru işaretleri, dün oynanan futbol ve gelen farklı galibiyetle bu soru işretleri de kafalardan silinmiş oldu.

Futbolda en güçlü cevap sahada verilir ve Zonguldakspor bu cevabı net bir şekilde verdi. Önemli olan bu reaksiyonu sürdürülebilir kılmak.

Teknik direktör Can Güven, son iki maç dışında tüm maçlarda takıma iyi futbol oynatmıştı. Onlardan bir tanesi de 1926 Bulancakspor maçıydı. Oyuncularını doğru motive eden, sahaya doğru planla çıkaran bir teknik adam. Kendisine ve sahada terinin son damlasına kadar mücadele eden futbolcu kardeşlerimizi yürekten tebrik ediyorum.

Hedef belli, Play-off. Ve bu takımın o hedefe ulaşacağına dair herkesin inancı tam. Eğer bu mücadele ruhu ve disiplin devam ederse, play-off bir son değil, bir başlangıç olur. Sonrası mı? İnşallah 2. Lig.

BAŞKAN RECEP YILMAZ GALİBİYETE GÖLGE DÜŞÜRDÜ

Kdz. Ereğli Belediyespor, şampiyonluk ve play-off mücadelesi veren lig ikincisi 52 Orduspor’u muhteşem bir futbolla 1-0 mağlup etti.

Sahada mücadele vardı, disiplin vardı, inanç vardı. Eflatun-beyazlı ekip, hem oyun hem skor anlamında kritik bir galibiyete imza attı.

Bu üç puan, play-off yolunda altın değerindeydi. Takım istekliydi, oyun planı kusursuza yakındı, taraftar ise her zamanki gibi muhteşemdi. Tribünlerin coşkusu sahaya yansıdı, futbolcular sahada yüreklerini ortaya koydu. Kısacası galibiyet süperdi, oyun harikaydı, atmosfer muazzamdı.
Ancak…
Tam da bu galibiyetin tadını çıkarılması gerekirken, yaşanan bir olay, sevincin üzerine gölge düşürdü. Kdz. Ereğli Belediyespor Kulüp Başkanı Recep Yılmaz’ın saha kenarında gazeteci Kaan Kocaman’a yönelik saldırısı, sporun ruhuna yakışmadı.

Başkan Yılmaz’ın neden böyle bir davranışta bulunduğuna dair net bir bilgim yok.

Gazeteci Kaan Kocaman, Başkan Yılmaz hakkında belden aşağı bir yazı mı yazdı, yoksa takımı mı eleştirdi? Eğer belden aşağı bir üslup kullanıldıysa, buna elbette kimsenin onay vermesi mümkün değil.

Ancak mesele takımı eleştirmekse, burada durup düşünmek gerekir. Gazetecinin görevi sadece övmek değildir. Takım iyi oynadığında övecek, kötü oynadığında eleştirecek. Eleştirmeyen gazeteci, gazetecilik görevini eksik yapmış olur. Eleştiri, sporun da demokrasinin de doğasında vardır.

Eleştiri nedeniyle saldırı yaşanıyorsa, burada daha büyük bir sorun var demektir. Spor; birleştirici, kucaklayıcı ve olgunluk gerektiren bir alandır. Hele ki kulüp başkanlığı gibi önemli bir makamda bulunan bir ismin, daha fazla dikkatli olması beklenirken.

Sonuç olarak, Kdz. Ereğli Belediyespor’un 52 Orduspor karşısında aldığı değerli galibiyet, yaşanan bu olay nedeniyle gölgede kaldı. Oysa konuşmamız gereken şey futbol, mücadele ve play-off hedefi olmalıydı.

Unutmamak gerekir ki; Recep de bizim, Kaan da bizim, Ereğli de bizim. Hepimizin ortak paydası bu kentin başarısı. Hedef; Zonguldak’ın ve Ereğli’nin adını bir üst ligde görmek. Bunun yolu da sağduyudan, saygıdan ve birlikten geçiyor. Bunu derken, iyi giden bir olayı sonuna kadar övelim kötü giderkende eleştirimizi yapalım.

Temennimiz, bu tür olayların bir daha yaşanmaması.