Bazı cümleler vardır; sahibinin aynasıdır. Gökçebey’in bugününü ve yarınını masaya yatırdığımızda duyduğumuz o meşhur savunma gibi: "Biz karışmıyoruz!"
Bak sen şu işe! Önce taşları yerinden oynatacaksınız, ilçenin kaderiyle kumar oynayacaksınız, geleceğe dair umutları birer birer budayacaksınız; sonra işler sarpa sarınca, omuz silkip "Biz karışmıyoruz" diyeceksiniz. Bu, yangını çıkarıp kenardan itfaiyenin gelişini izlemekten farksızdır.
Sessiz Kalmak, Onaylamaktır.
"Karışmıyoruz" demek, tarafsızlık değil; yapılan tahribata ortak olmaktır. Gökçebey’in sokaklarında, imarında, ekonomisinde ve en önemlisi gençlerinin geleceğinde parmağınız varken, bugün sütten çıkmış ak kaşık rolüne bürünemezsiniz.
Daha neye karışacaksınız? * Yarınları ipotek altına alırken oradaydınız.
Yanlış kararlara imza atılırken, "kişisel çıkarlar" memleket sevdasının önüne geçerken ses çıkarmadınız.
Şimdi mi aklınıza geldi tarafsızlık?
Gökçebey Bir Laboratuvar Değildir
Gökçebey, birilerinin "deney yanılma" tahtası ya da siyasi oyun sahası değildir. Burası bir memleket! Yapılan her hatalı hamlenin bedelini bu halk ödüyor. "Karışmıyoruz" diyerek kenara çekilenler, aslında bu bedelin altına imza atanlardır.
Sorumluluktan kaçmak, o sorumluluğu yok etmez; sadece karakterinizi ele verir. Gökçebey’in geleceğiyle oynadınız ve şimdi oyun bittiğinde "ben oynamıyorum" diyorsunuz. Ne yazık ki bu şehir, sizin bu "karışmama" lüksünüzün faturasını henüz ödemedi.
Son Söz: Kimse kimseyi kandırmasın. Gökçebey’in yarınları karartılırken sessiz kalanlar, o karanlığın mimarlarıdır. Karışmadığınızı sandığınız her an, bu ilçenin geleceğinden bir parça daha kopardınız.
Kalın sağlıcakla.