Zonguldak ve bölge olarak gurbetçilerimiz çok.

Hem de milyon sayısına yakın.

Gurbetçilerimiz olarak, Zonguldak, Bartın ve Karabük üçgeninde maşallah iyi sayıya sahibiz.

Tabii ki Zonguldak olarak, komşu illerimiz,

geçmişte ilçelerimiz,

bizlerin bir parçası, değeri.

Sosyal, kültürel ve ekonomik olarak çok güçlü bağlarımız var.

Gurbetçilerimiz derken,

ilçelerimizde ise gurbetçilerimiz çok ayrı yer tutuyor:

Devrek, Çaycuma, Ereğli, Alaplı ilçelerimizde gurbetçimiz çoktur.

Ekonomiye etkileri ise önemlidir.

Gökçebey ve diğer bölgelerimizde gurbetçilerimiz var.

Zonguldak merkez,

Kozlu ve Kilimli ilçelerimizde gurbetçi sayımız çok az olmakla birlikte mevcuttur.

Gurbetçilerimiz Avrupa’da çok önemli yer almaktadır.

Almanya bu konuda birinci sırayı çekmektedir.

Zonguldak olarak Düsseldorf eyaletinde çok yüksek oranda bulunuyoruz.

Yer alıyoruz.

Ruhr havzasından bahsedersek:

Ruhr, Almanya'nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletidir.

Burada birçok önemli yerleşim yerinde Zonguldaklılar yer alıyor.

Tabii ki büyük Zonguldak varken, Karabük ve Bartın ilçelerimiz de vardı.

O zaman yaklaşık bir milyon sayısında Zonguldaklı yer alıyordu.

Tabii ki bu sayı bazen 600.000 veya daha üstü diye zaman içinde adlandırılabiliyor.

O zaman bizler de Batı Karadeniz bölgesi diye adlandırılabiliriz.

Zonguldak, Bartın ve Karabük üçgeninde önemli sayıda insan Almanya’da yaşıyor.

Birinci nesil, ikinci nesil ve üçüncü nesil olmak üzere çokluktalar.

Almanya’yı ve Ruhr havzasını gezmiş ve görmüş bir gazeteci olarak gerçekten müthiş bir potansiyele sahibiz.

Sadece çalışma alanında değil,

müteşebbis, girişimci ve iş insanı olarak da çok gurbetçimiz var.

Özel sektörde çalışan insanımız çok fazla.

Kalifiye meslek gruplarında yer alıyoruz,

hem de önemle.

Avrupa’da yeni lise dengi okulu bitiren gurbetçilerimizin çocukları bile hemen işbaşı yapabiliyor.

Meslek öğrenebiliyor,

yarım gün diye adlandırdığımız şekilde çalışabiliyor.

Maaşları çok yüksek değil ama 600 ile 800 avro arasında maaş alabiliyorlar.

Sadece yeni nesil gençler adına örnek verdim.

Birinci nesil zaten emekli olmuş durumda.

Ama çalışma hayatları devam ediyor.

İkinci nesillerin bile emekliliğe ayrıldıklarını görebiliyoruz.

Tabii ki ilk giden gurbetçilerimizin içinde aile büyükleri adına vefat edenler tabii ki var.

Hepsine Allah rahmet eylesin, mekânları cennet olsun.

Onların emekleri ve iş güçleri başlangıç adına hiçbir zaman unutulamaz, unutulmamalı.

Birinci nesil hep ülkesine, vatanına ve memleketine yatırım yaptı.

Bu bile çok önemli bir ayrıntıdır.

Onların ikinci nesil çocukları bugün çok daha güçlü Avrupa’da yer alıyorlar.

Bunu da görüyor ve gözlemliyoruz.

Tabii ki birinci nesil gurbetçi gibi ülkemize çok büyük gayrimenkul yatırımı memleketleri adına yapmıyorlar.

Bunu da görüyor ve gözlemliyoruz.

Hatta satış yoluna gidenleri üçüncü nesil adına çoklukla görebiliyoruz.

Yol ayrımı var gibi.

Tekrar bu güçlü bağ kurulabilir mi?

Bilemiyorum.

Kurulmalı.

Tabii ki Avrupa’daki gurbetçilerimiz artık AB üyesi ülkelerin vatandaşları.

Bu fark bile onlara çok güçlü konum veriyor.

Ayrıca çifte vatandaşlık hakları da var.

Oturma izinleri sonsuz.

Birçok avantajlar dünyasını görebiliyoruz.

Ne olursa olsun,

Avrupa’daki gurbetçilerimizin vatanları ile, memleketleri ile güçlü bağı tekrar sağlamalıyız.

Vatan özlemi ve memleket özlemi devam etmeli.

Ülkemizin gelenek ve göreneklerini güçlü aile bağı ile sürdürmeliyiz.

Avrupa’da tabii ki varız.

Oradaki güçlü konumumuzu sürdürmeliyiz.

Devam ettirmeliyiz.

Avrupa’da devam ederken, köprü olarak ülkemiz ile olan güçlü bağlar da devam etmeli.

Sadece turistik seyahatler gerçekleşmemeli,

yaz tatilleri ile değil.

Bir yıla dağılan ziyaret süreçlerini görmeliyiz.

Gurbetçilerimizde memleket özlemi var mı?

Sorumuz.

Olmalı düşüncesindeyim.

Bu özlemler artarak sürmeli.

Aile bağları, dost ve akraba ilişkileri, vatan ve memleket özlemi sürdürülebilir olmalı.

Bu bağ kopmamalı.

Güçlenmeli.

Ülkemize ve memleketlerine yatırımlar çok çerçeveli sürmeli.

Ülkemizin de ekonomik olanaklarından sonsuz faydalanmalılar.

Cimri ise hiç davranmamalılar.

Avrupa’da kazanıp, ülkemizde sermayelerini kendi inisiyatiflerinde değerlendirmeliler.

Gurbetçilerimiz turist değildir, gurbetçilerimiz vatan toprağında her daim olacaklardır.

Olmalılar.

İnşallah diyelim.

Gurbetçilerimiz ile değerlendirme yazılarımız çok yönlü sürecek.

Şimdilik nokta…