Bir kent düşünün…
Bir tarafında ormanları, diğer tarafında yeşil alanları, ağaçları ve doğasıyla nefes almaya çalışan insanlar…
Ve bir tarafta da kepçeler!
Zonguldak merkez Bahçelievler Mahallesi’nde yaşananlar, artık yalnızca bir ağacın yerinden sökülmesi meselesi değildir. Bu mesele, bir kentin nefesinin her geçen gün biraz daha tüketilmesi meselesidir.
Kepçelerin önüne çıkan her ağaç, yalnızca bir ağaç değildir.
Hele ki söz konusu olan, yıllardır o mahallede yaşayan, insanların altında gölgelendiği, meyvesinden faydalandığı asırlık bir incir ağacıysa…
O ağacın altında kim bilir kaç insan serinledi.
Kim bilir kaç çocuk onun meyvesinden yedi.
Kim bilir kaç insan yıllar boyunca o ağacın gölgesinde dinlendi.
Şimdi ise bir bina dikilecek diye o ağacın kökünden sökülmesini nasıl açıklayacağız?
Bir bina için asırlık bir incir ağacını yerinden sökmek gerçekten kentini düşünmek midir?
Biz doğayı böyle mi koruyacağız?
Kendi ellerimizle yeşilliğimizi yok edip sonra “Zonguldak neden havasız, neden gri, neden betonlaştı?” diye mi soracağız?
Zonguldak zaten ormanlarıyla, yeşiliyle, doğasıyla var olan bir kent.
Ama bugün Bahçelievler’de yaşanan görüntü, insanın aklına şu soruyu getiriyor:
Binaları yükseltirken oksijenimizi neden tüketiyoruz?
Cebini düşünenler olabilir.
Daha fazla bina, daha fazla beton, daha fazla kazanç hesabı yapanlar olabilir.
Ama bir de bu kentin havasını soluyan insanlar var.
Çocuklarımız var.
Yaşlılarımız var.
Gelecek nesiller var.
Onların hakkı olan yeşil alanları, ağaçları ve temiz havayı bugün tüketmeye kimin hakkı var?
Bir dönemler CHP teşkilatında görev almış,ve şu anda yeni partiden yoluna devam eden kişi “Ben kendimi değil, kentimi düşünen biriyim” diye çevresine izlenim bırakmış bu insana soruyorum:
Asırlık incir ağacını kepçelerle söktürerek kentini düşünen bir insan mı oluyorsunuz şimdi?
Kentinin oksijenini tüketirken, bu şehirde sizin ve ailenizin de yaşadığını unuttunuz galiba.
Yarın çocuklarımız bu kentte nefes alacak. Onlara beton yığınları mı bırakacağız?
Bir bina daha dikmek uğruna yıllardır ayakta duran bir ağacı sökmek, bu kente ne kazandırıyor?
Kendi ellerimizle doğayı yok ediyoruz. Sonra da dönüp “Zonguldak neden yeşilini kaybediyor?” diye soruyoruz.
Ben buradan açıkça söylüyorum:
Bırakın artık kepçeler ağaçların köküne dayanmasın. Bırakın Zonguldak’ın yeşili, ormanı ve oksijeni beton uğruna yok edilmesin.
Çünkü bu şehir hepimizin.
Ve bu şehrin oksijeni de hepimizin hakkı.
Bugün sökülen asırlık incir ağacına bakıp kendimize şu soruyu sormalıyız:
Biz gerçekten kentimizi mi düşünüyoruz, yoksa kentimizi düşünüyormuş gibi yaparken kendi ellerimizle nefesimizi mi tüketiyoruz?