Üç ay önce uyarmıştım: “Evinizden çıkarken sevdiklerinizle helalleşin!” Bugün Zonguldak yine yağmurla teslim oldu.
Üç ay önce bu köşeden Zonguldak halkına seslendim:
“Ey Zonguldak halkı! Evinizden çıkarken sevdiklerinizle vedalaşın. Çünkü bu şehirde insan can güvenliği diye bir şey kalmadı!”
O gün belki bazıları bu sözleri ağır buldu.
Bugün ise soruyorum:
Daha ne olması gerekiyor?
Üç vatandaşımız hayatını kaybetti.
Yollar çöktü.
Mazgallar tıkandı.
Rögar kapakları kırık.
Yağmur yağdı, şehir yine sular altında kaldı.
Araçlar yollarda mahsur kaldı.
Çocuklarımız okullarından evlerine dönmekte zorlandı.
Ve bütün bunlar yaşanırken hâlâ aynı soruyu sormaya devam ediyoruz:
Zonguldak’ta belediyeciliğin önceliği nedir?
ÜÇ CAN GİTTİ, HALA DERS ÇIKARILMADI MI?
Bu şehirde insanların hayatını kaybettiği bir yol var.
Aylar önce söyledik:
“Buraya gerekli tedbirleri alın. İnsanların can güvenliğini sağlayın. Üst geçit yapın.”
Ama nedense sesimiz duyulmadı.
Üç can gitti.
Üç aile evlatlarını, eşlerini, yakınlarını kaybetti.
Şimdi soruyorum:
Bir şehir yönetiminin bundan daha büyük bir alarmı olabilir mi?
Can güvenliği için gereken yapılmadan, sahillere spor hocası getirmek neyin önceliğidir?
Çiçek dikmek, etkinlik yapmak, dev ekran kurup sinema izletmek elbette yapılabilir.
Ama vatandaşın canı tehlikedeyse önce onu kurtaracaksınız!
Hizmetin sıralaması vardır.
Önce insan hayatı.
Sonra yol.
Sonra altyapı.
Sonra diğer hizmetler…
“YOLLARI YAPIN” DEDİK, YAMA YAPTILAR!
Defalarca söyledik:
“Yolları onarın, asfaltlayın.”
Ne oldu?
Kimi yere yama yapıldı.
Kimi yere kum döküldü.
Sonra herkes kendi işine devam etti.
Şimdi yağmur yağınca yollar çöktü.
Çünkü günü kurtarmakla şehir yönetilmez.
Yama yapmakla altyapı sorunu çözülmez.
Bir şehrin yolunu yapıyorsanız, yağmurunu da düşünmek zorundasınız.
Mazgalını da düşünmek zorundasınız.
Rögarını da düşünmek zorundasınız.
Yolun altında ne var, üstünde ne var, yağmur suyunu nereye taşıyacak; bunların tamamını hesaplamak zorundasınız.
“BİR YAĞMURDA TIKANIR” DEDİK, TIKANDI!
Üç ay önce uyardık:
“Rögar kapakları kırık, mazgallar tıkalı. Bir yağmurda şehir su altında kalacak.”
Kimse duymadı.
Bugün Zonguldak yağmurun altında kaldığında ise herkes şaşırıyor.
Neden?
Biz bunu söylemedik mi?
Söyledik!
Fotoğraflarını göstermedik mi?
Gösterdik!
Vatandaşın şikâyetini duyurmadık mı?
Duyurduk!
Peki sonuç?
Yine aynı manzara…
ÇOCUKLARIMIZIN CANI BU KADAR MI DEĞERSİZ?
Okullar açıldı.
Çocuklarımız sabah evlerinden çıkıyor.
Anne babalar onları okula gönderiyor.
Akşam olduğunda ise gözleri yolda kalıyor.
Çünkü bir yağmurda yolların ne hale geldiğini herkes biliyor.
Bir anne çocuğunu okula gönderirken:
“Yağmur yağarsa acaba çocuğum eve nasıl dönecek?”
diye düşünüyorsa, burada ciddi bir yönetim sorunu vardır.
VALİLİK ÜST GEÇİT YAPTI, BELEDİYE ASANSÖRÜNE SAHİP ÇIKMADI!
Belediyenin sorumluluğunda olan yola Valiliğimiz tarafından üst geçit yapıldı.
Vatandaşın kullanımına sunuldu.
Ama asansör bozuldu.
Peki sonra?
Vatandaşın hayatını kolaylaştırmak için yapılan hizmetin devamlılığı neden sağlanmıyor?
Engelli vatandaş ne yapacak?
Yaşlı vatandaş ne yapacak?
Çocuğuyla yürüyen anne ne yapacak?
Hizmet yapmak kadar, yapılan hizmeti yaşatmak da görevdir.
Çatıdaki onarım sırasında kullanılan briketler ölüm saçıyor.
Buradan açıkça soruyorum:
Bir vatandaşın başına düşmesini mi bekliyorsunuz?
Bir insan hayatını kaybettikten sonra “Keşke” demenin hiçbir anlamı yok.
Belediyecilik, olay olduktan sonra açıklama yapmak değildir.
Belediyecilik, olay olmadan önce tedbir almaktır.
BÜTÜN YAZ ÇİÇEK, EĞLENCE, SİNEMA…
Zonguldak'ın temel sorunları ortadayken bütün yazı sahilde geçirmek…
Çiçekler…
Etkinlikler…
Dev sinema ekranları…
Bunlara kimse karşı değil.
Ama vatandaşın yolu yoksa…
Mazgalı tıkalıysa…
Suyu evine giriyorsa…
Çocuğu okuldan dönemiyorsa…
Ve aynı şehirde üç insanımız yollardaki ihmaller nedeniyle hayatını kaybetmişse…
O zaman vatandaş sormaz mı:
“Benim can güvenliğim ne olacak?”
ARTIK SORUYORUM: BU ŞEHRİN ÖNCELİĞİ NEDİR?
Ben siyaset yapmak için konuşmuyorum.
Ben bu şehirde yaşayan bir vatandaş olarak konuşuyorum.
Sokak sokak dolaşmış, insanların evlerine girmiş, dertlerini dinlemiş biri olarak konuşuyorum.
Vatandaşın ne istediğini biliyorum.
İnsanlar gösteriş istemiyor.
İnsanlar güvenli yol istiyor.
İnsanlar açık mazgal istiyor.
İnsanlar sağlam altyapı istiyor.
İnsanlar çocuklarının güvenle okula gidip gelmesini istiyor.
İnsanlar evinden çıkarken:
“Acaba bugün başıma bir şey gelir mi?”
diye düşünmek istemiyor.
ZONGULDAK HALKI UNUTMAZ!
Buradan yönetenlere açıkça söylüyorum:
Zonguldak halkının hafızası vardır.
Bugün yapılanı da unutmaz.
Yapılmayanı da unutmaz.
Uyarıldığı halde alınmayan tedbiri de unutmaz.
Üç canın kaybını da unutmaz.
Yağmurda mahsur kaldığı günü de unutmaz.
Çocuğunu okuldan almak için yağmur altında beklediği günü de unutmaz.
Çünkü sandık günü geldiğinde vatandaş yalnızca yapılanı değil, kendisine yaşatılanı da hatırlar.
Ben üç ay önce söyledim.
Bugün bir kez daha söylüyorum:
Can güvenliği her şeyden önce gelir!
Çiçekten önce…
Konserden önce…
Sinema ekranından önce…
Reklamdan önce…
Gösterişten önce…
İNSAN HAYATI GELİR!
Ve eğer bir şehirde vatandaş evinden çıkarken sevdikleriyle helalleşmeyi düşünüyorsa, orada artık ciddi bir yönetim problemi var demektir.
Allah Zonguldak halkını korusun.
Ama yönetenlere de bir kez daha hatırlatıyorum:
Allah akıl verir, tedbir almayı da kuluna bırakır.
Tedbir alın.
Çünkü bu şehir daha fazla can kaybetmeyi kaldıramaz.
Zonguldak halkı hizmet bekliyor.
Zonguldak halkı hesap soruyor.
Zonguldak halkı artık “neden yapılmadı?” diye soruyor.
Ve ben de bu soruyu sormaya devam edeceğim:
ZONGULDAK’TA İNSAN HAYATI NE ZAMAN ÖNCELİK OLACAK?