Bir toplumda sorunların bulunması, orada yaşayan insanların yaşamak için kat kat daha fazla emek vermesine neden olur.

-Alper Sezer.

Bu aforizma, bireysel çabanın verimliliği ile toplumsal düzenin işleyişi arasındaki doğrudan ilişkiyi gözler önüne serer. Temelinde yatan ana düşünce şudur.
Sağlıklı işleyen bir toplumda kurumsal yapılar hayatı kolaylaştırırken, bozuk sistemlerde bireyler enerjilerini üretmek yerine sistemi "idare etmeye" harcarlar.
Bu tespiti şu ana başlıklar altında derinleştirebiliriz.
Fizikte bir yüzey ne kadar pürüzlücüyse, bir cismi hareket ettirmek için o kadar fazla enerji (sürtünme kuvveti) gerekir. Toplumsal yaşamda da durum böyledir.
​Kurumsallaşmış Toplumlarda: Güven, adalet, bürokrasi ve altyapı takır takır işler. Birey, enerjisinin \%90'ını kendi hedeflerine (mesleği, eğitimi, sanatı) harcar; geri kalan \%10'luk çaba günlük hayatın idaresine yeter.
​Sorunlu Toplumlarda: Yozlaşma, güvensizlik veya belirsizlik hakimdir. Birey, enerjisinin \%70'ini temel haklarını korumaya, bürokratik engelleri aşmaya veya geleceğini güvenceye almaya harcar. Gerçekten katma değer üretecek işlere sadece \%30'luk bir kapasite kalır.
​Sorunlu bir toplumda yaşamak, her işte fazladan adımlar atmayı zorunlu kılar:
​Güven Eksikliği: İnsanların birbirine ve kurumlara güvenmediği bir yerde her sözleşme, her ticaret veya her hukuki süreç aylarca süren ek denetimler ve formaliteler gerektirir.
​Liyakatsizlik: İşlerin ehli kişilere verilmediği durumlarda, basit bir işlemin çözümü bile günler alır. Birey, standart bir hizmeti alabilmek için defalarca çaba sarf etmek zorunda kalır.
​Ekonomik Belirsizlik: Geleceği öngörememek, insanların sadece yarını kurtarmak için bile normalin çok üzerinde çalışmasına yol açar.
​
​Bu durum bireylerde zamanla zihinsel ve fiziksel tükenmişliğe (burnout) yol açar. İnsanlar aynı yaşam standartlarını yakalayabilmek için 2-3 kat daha fazla çalışmak zorunda kaldıklarında yaratıcılık ve yenilikçilik (inovasyon) durur.
​Sosyal ve sanatsal gelişim ikincil plana atılır.
​Bireysel hayatta kalma güdüsü öne çıktıkça toplumsal dayanışma zayıflar.

Özetle bu aforizma; "Bir toplumdaki aksaklıklar, bireyin üzerindeki gizli bir vergidir" gerçeğini vurgular. Bireyler yeteneksiz oldukları için değil, sistemin pürüzlerini kendi emekleriyle kapatmaya çalıştıkları için hayatı katbekat ağır yaşarlar.