Bir kentin, bir ilçenin kaderi; vizyon sahibi yöneticilerin ellerinde şekillenir. Ya da tam aksine, sırf koltuk doldurmak için orada bulunanların aymazlığında eriyip gider.
Bugün Zonguldak’ın gözbebeği olması gereken Gökçebey'e baktığımızda gördüğümüz manzara maalesef ikincisidir.
Etrafta bir lakayıtlık, bir "gününü gün etme" havası hakim. Esnaf kan ağlarken, gençler işsizlikten memleketi terk etmenin yollarını ararken; yetkililer, siyasetçiler ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri sanki başka bir evrende yaşıyorlar. Onlar için hayat; yemek, içmek ve eğlenmekten, protokol koltuklarında boy göstermekten ibaret.
Soruyoruz o zaman bu ilçenin sorumlularına: Gökçebey’e Organize Sanayi Bölgesi (OSB) lazım değil mi? Ulaşımı, ticareti, hayatı birbirine bağlayacak güçlü bir köprü lüks mü?
Bir ilçenin temel sorunları, o ilçeyi yönetenlerin ve siyasetçilerin "ciddiyeti" kadardır. Ancak Gökçebey’de bu ciddiyetin kırıntısını bile görebilmek ne mümkün!
Yıllardır süregelen vaatler, seçim dönemlerinde havada uçuşan projeler, sandık kapandıktan sonra yerini derin bir sessizliğe bırakıyor. Sivil toplum örgütleri kentin dinamiklerini harekete geçirmek yerine, statükoyu koruma derdinde. Siyasetçiler ise halkın arasına sadece el sıkışmak için iniyor, dert dinlemek için değil.
Eğer gerçekten bu memleketin dertleriyle dertlenseydiniz; bugün Gökçebey bacası tüten fabrikaları konuşuyor olurdu, göç veren değil göç alan bir cazibe merkezi olmayı tartışırdı. Ama nerede o vizyon, nerede o sorumluluk bilinci?
Gökçebey halkı sizden şov değil, icraat bekliyor. Günü kurtarma peşinde koşanlar, yarın bu halkın yüzüne bakacak yüz bulamayacaklar. Tarih ve Gökçebey halkı, bu ilçenin geleceğini köprüsüz, fabrikasız, geleceksiz bırakanları asla affetmeyecek.
Şimdi tekrar sorun kendinize: Gökçebey hak ettiği bu mu, yoksa sizin vizyonunuz bu kadarına mı yetiyor?
Haksızmıyım...
Sağlıcakla kalın.