TTK tarihine devlet tarafından ilk defa üretime kapatılan ocakların müsebbibi olarak geçen yönetim ve genel müdürün kurum işleyişinde kontrolü nasıl elden kaçırdığı her geçen gün farklı boyutlarda ortaya çıkıyor.

Genel müdür soruşturma ile suçlu bularak ceza verdiği müessese müdürünün eşini daire başkanı yapınca, iş güvenliği sebebiyle başına gelmeyen kalmayan kurumun iş güvenliği dairesinin başına hemşeri kontenjanından doğru dürüst ocağa bile inmeyen bir kadın mühendis getirilince, yine liyakat yerine ahbapçavuş ilişkisi ile üstelik adı AK Parti'ye karşı olduğu kurum içinde konuşulan bir cemaat mensubunun üst düzey yönetici olarak atandığını görenler atamalarda liyakat konusunun hikâye olduğunu keşfettikten sonra koltuğu kendilerine hak görerek rakip gördükleri ile yumruklaşmaya kadar işi götürebiliyorlar.

TTK Teftiş Kurulu Başkanlığında meydana gelen ve koltuk için yumruklaşmaya varan bu mücadele nasıl gelişerek bugünlere geliyor bir bakalım.

TTK Teftiş Kurulu Başkanlığı genel müdür adına, görev verilen konularda soruşturma yapma yetkisine sahip, ayrıca her yıl bütün birimlerin yaptıkları işleri de denetleyerek rapor hazırlıyorlar. Bu birimin başkanlığı için yumruklaşan iki müfettiş Kazım Eroğlu döneminden başlayarak genel müdür nasıl isterse, nasıl talimat verirse o şekilde cezalara hükmederek rapor hazırlamak suretiyle genel müdürün gözüne girmeye çalışıyorlar. Bu konuda da başarılı olarak başmüfettişlik ile ödüllendirildiler. Hatta teftiş kurulu başkanı izne ayrıldığı ya da herhangi bir sebeple görevi başında olmadığı durumlarda başkanlık vekâleti onlardan çok daha kıdemli müfettişler olmasına rağmen bu ikisinden birine veriliyor. Yani 5, 6 yıllık müfettişler kurumda 30 yıldan fazla hizmeti olan müfettişlere amirlik yapar duruma geliyor. Yeni genel müdür Kiraz döneminde de bu ayrıcalıkları devam ediyor. Tabii karşılık olarak raporlar, bu kez de Kiraz nasıl isterse o şekilde hazırlanıyor.

Yani al gülüm ver gülüm. Kurumda bu ikisinin kurumlarından yanlarına yanaşılmıyor. Küçük dağları ben yarattım havaları herkesi rahatsız ediyor.

Başkanlarının idaresi ile o kadar sipariş cezalar veriliyor ki gülmemek mümkün değil. Örneğin Amasra faciası ile ilgili 2 daire başkanı hakkında sorumlu oldukları gerekçesi ile inceleme yapıyorlar. Bu iki başkandan biri 65 yaş sebebiyle emekli olduğu gün kendisine emekli olmasa görevden alınmasına sebep olacak maaştan kesme cezası veriliyor, daire başkanlığına devam etmesini istedikleri başkana ise kınama cezası vererek dosyayı kapatıyorlar. Biri kınama ile görevine devam ediyor, diğeri 65 yaş dolduğundan zaten emekli olup gidiyor. Bu yumruklaşan müfettişler böyle becerikli elemanlar.

Gelelim dananın kuyruğunun koptuğu yere.

Teftiş kurulu başkanı yaştan emekli oluyor. Yerine kimin geleceği konusunda genel müdürün teftiş kurulu başkanı odasına gitmesiyle, yerinde istişare yapılıyor. Bu istişare sonunda daha aziz olduğu düşünülen müfettişe vekâlet bırakılıyor.

Her şeyi beraber yaptıkları diğer müfettiş kabullenmek istemiyor. Bu aşamada AK Parti il başkanına aracı yollayarak kendisi teftiş kurulu başkanı olmak istediğini iletiyor.

İşte bundan sonra çekişme, huzursuzluk başlıyor. Aracının plakası bile kendi memleketinden olan göreve vekâleten verilen müfettiş de boş durmuyor, hamleler yapıyor. Sonuçta hikâye yumruklaşmaya kadar giderek TTK'de dillere düşüyor.

Şimdi düşünün, koltuk için yumruklaşmaya kadar gözleri dönen bu arkadaşlar teftiş kurulu başkanlığı gibi önemli bir görevde kalabilmek için neler yapmaz? Bahse konu olan bu elemanlardan biri koltuğa oturursa orada kalmak için ne tavizler vermez?

Yönetim mi ne der? Onlar kömür üretiminde referans olan bir kurumu lavvar binasını bile kendi bünyesinde projelendiremeyecek hâle getirmenin duyarsızlığını çay ocaklarında dinlenerek yaşıyorlar.