Zonguldakspor 2026-2027 sezonuna favori başlayacak derken, daha ilk iki haftada büyük bir hayal kırıklığı yaşattı.
Sezon öncesinde yapılan transferlere baktık, umutlandık.
Takımın erken toplanmasına baktık, umutlandık.
Kamplara baktık, umutlandık.
Hazırlık maçlarına baktık, “Bu takım lige hazır geliyor” dedik.
Ama lig başladı, bütün hesaplar bir anda altüst oldu.
Zonguldakspor önce İnkılap FK’ya 3-2, ardından Karabük İdman Yurdu’na 2-1 mağlup oldu.
İki maç…
İki mağlubiyet…
Sıfır puan…
Ve daha da önemlisi, sahada ortaya konulan futbolun Zonguldakspor’un hedefleriyle uzaktan yakından örtüşmemesi.
BU KADRO, BU BAŞLANGICI HAK ETMİYOR
Elbette futbolda her takım her maçı kazanacak diye bir kural yok.
Ancak şampiyonluk hedefiyle yola çıkan bir Zonguldakspor’un, ligin en zayıf ekipleri arasında gösterilen iki rakibe karşı üst üste kaybetmesi kabul edilebilir bir tablo değil.
Asıl problem sadece puan kaybı da değil.
Problem, Zonguldakspor’un neden kaybettiği.
İki maçta da sahada mücadele eden, rakibine oyununu kabul ettiren, fiziksel olarak güçlü, taktiksel açıdan ne yaptığını bilen bir Zonguldakspor göremedik.
Tam tersine, hazırlık döneminin bütün avantajlarını kullanamamış bir takım görüntüsü vardı.
HERKESTEN ÖNCE BAŞLADIK, HERKESTEN ÖNCE HAZIR OLMAMIZ GEREKİYORDU
Sezon öncesinde Zonguldakspor transfer çalışmalarını erken tamamladı.
Takım erken toplandı.
Hazırlıklara erken başladı.
Beş hazırlık maçı oynadı.
Bolu’da kamp yaptı.
Üstelik ilk kampın ardından takımın yeterince hazır olmadığı görülünce ikinci kez Bolu kampına gidildi.
Bütün bunlar neden yapıldı?
Lige hazır girmek için.
Peki ne oldu?
Transferlerini ligin başlamasına 10-15 gün kala tamamlayan, hazırlıklara bizden çok daha geç başlayan takımlar sahaya çıktı.
Biz ise haftalar öncesinden çalışmaya başlamamıza rağmen ilk iki maçta fiziksel olarak da, oyun olarak da beklenen seviyeye gelemedik.
İki Bolu kampında ne yaptık?
BOLU KAMPLARI NEDEN BOŞ GEÇTİ?
İlk Bolu kampında takımın hazır olmadığı zaten gözümüzden kaçmamıştı.
Yönetim de aynı eksikliği görmüş olacak ki ikinci bir kamp kararı aldı.
Biz de doğal olarak “Tamam, şimdi takım toparlanır” diye düşündük.
Ancak lig başlayınca gördük ki takım hâlâ hazır değil.
Demek ki sorun yalnızca kamp sayısında değilmiş.
Kamp yapmak başka, kampı verimli geçirmek başka.
Bir takımın iki kez Bolu’ya gitmesi tek başına başarı değildir.
Önemli olan, o kamplardan çıktığınızda sahaya nasıl bir takım sürdüğünüzdür.
Zonguldakspor’un ilk iki maçtaki görüntüsü ise maalesef iki kampın da beklenen verimi vermediğini düşündürdü.
“KENDİSİNİ ÇALIŞTIRMIŞ” DEDİK, AMA…
Barış Şeref konusunda sezon öncesinde en çok konuşulan konulardan biri kondisyondu.
Taktik konusunda soru işaretlerimiz vardı.
Ancak fiziksel hazırlık konusunda başarılı olacağı düşüncesindeydik.
Fakat ilk iki maçta gördük ki takımın kondisyonu da yeterli değil.
Hatta tribünde ve futbol kamuoyunda, Barış Şeref’in fiziksel görüntüsünün futbolculardan daha iyi olduğu yönünde esprili yorumlar bile yapıldı.
İnsan ister istemez şöyle düşünüyor:
“Acaba Bolu’da futbolcuları değil de kendisini mi çalıştırdı?”
Elbette bu bir köşe yazısı esprisi.
Ama altında ciddi bir gerçek var.
Teknik direktörün fiziksel olarak iyi olması yetmez.
Takımın da fiziksel olarak güçlü olması gerekir.
Sahada 90 dakika mücadele edecek, ikili mücadeleye girecek, rakibin temposuna cevap verecek ve maçın son bölümünde oyundan düşmeyecek bir takım oluşturmak gerekir.
Zonguldakspor’da ise daha ikinci haftada bunun tam tersini gördük.
TAKTİK YOK, KONDİSYONDA
Barış Şeref’in taktik anlamda yetersiz olduğunu sezon öncesinde söylemiştik.
“En azından kondisyon konusunda takımı iyi hazırlayacaktır” diye düşünüyorduk.
Ama ilk iki maç bu düşüncemizi de boşa çıkardı.
Takımın sahada belirgin bir oyun planı yok.
Fiziksel olarak da istenilen seviyede değiliz.
O zaman geriye tek bir soru kalıyor:
Bu takım neden bu kadar kötü başladı?
Elinizde iyi bir kadro varsa ve bu kadrodan beklenen futbolu alamıyorsanız, sorumluluğu sorgulamak zorundasınız.
Ya futbolcular ile teknik heyet arasında bir problem vardır…
Ya çalışma programı yeterli değildir…
Ya taktiksel hazırlık doğru yapılmamıştır…
YÖNETİMİN KARARI DOĞRU
İki maçta alınan iki yenilginin ardından yönetimin Barış Şeref ile yollarını ayırması bana göre doğru bir karardı.
Çünkü daha ligin başındayız.
Şimdi değişiklik yapmak için hâlâ zaman var.
Yanlışta ısrar etmek, ilerleyen haftalarda daha büyük bir puan kaybına ve telafisi çok daha zor bir tabloya neden olabilirdi.
Bu nedenle yönetimin erken müdahalesini olumlu buluyorum.
Artık yapılması gereken, yeni teknik direktörün doğru seçilmesi.
Öyle bir isim bulunmalı ki bu kadroyu sadece sahaya sürmesin.
Bu kadroya oyun oynatsın.
Futbolcuların fiziksel kapasitesini yükseltsin.
Taktiksel eksiklikleri gidermiş olsun.
Ve en önemlisi, Zonguldakspor’a kimlik kazandırsın.
BARIŞ ŞEREF’E DE TEŞEKKÜR ETMEK GEREKİR
Eleştirdik, eleştireceğiz.
Çünkü bizim işimiz doğruyu gördüğümüzde söylemek, yanlışı gördüğümüzde de dile getirmek.
Ancak Barış Şeref’e bundan sonraki futbol hayatında başarı diliyorum.
Kendisi bizim çocuğumuz.
Fakat konu Zonguldakspor olduğunda, kişisel ilişkileri bir kenara bırakmak zorundayız.
Zonguldakspor başarısız olduğunda “bizim çocuk” diyerek yanlışları görmezden gelemeyiz.
Bugün doğru olanı söylemezsek, yarın çok daha büyük sorunların içerisinde kalırız.
Bizim derdimiz Barış Şeref değil.
Bizim derdimiz yönetici değil.
Bizim derdimiz futbolcu değil.
Bizim tek derdimiz Zonguldakspor.
Ve Zonguldakspor’un başarılı olmasını istiyoruz.
DAHA LİGİN BAŞI, AMA ALARM ÇALDI
İki haftada şampiyonluk kaybedilmez.
Bunu da unutmayalım.
Ancak iki haftada ciddi bir alarm verilebilir.
Zonguldakspor’un verdiği alarm da tam olarak bu.
Bu kadro, bu hedefler ve bu şehir, çok daha iyi bir Zonguldakspor bekliyor.
Artık geride kalan iki maçtan ders çıkarma zamanı.
Yanlışları düzeltme zamanı.
Yeni teknik ekiple birlikte ayağa kalkma zamanı.
Çünkü sezon uzun.
Ancak Zonguldakspor’un daha fazla zaman kaybetme lüksü yok.
Biz eleştirmeye devam edeceğiz.
Ama amacımız yıkmak değil, doğruyu göstermek.
Çünkü bu takım başarılı olduğunda hepimiz sevineceğiz.
Başarısız olduğunda da hepimiz fazlasıyla üzülüyoruz.