İnsan bazen yanlış davranışları, sonuçlarını görmek için isteyerek sergiler.

-Alper Sezer.

Bu aforizmam, insanın deneyimleyerek öğrenme arzusunu ve merak duygusunun getirdiği bir psikolojik durumu ifade eder. İlk bakışta mantıksız ya da çelişkili görünse de insan davranışlarının arkasındaki derin mekanizmaları özetler.

​Sözü birkaç temel boyutta açıklayabiliriz.

​İnsan, sadece başkalarının uyarılarıyla veya teorik bilgilerle ikna olmayan bir yapıya sahiptir. Bazen bir davranışın "yanlış" olduğunu aklen bilse bile, o yanlışın getireceği neticeyi bizzat yaşamak, hayatına etkisini gözleriyle görmek ister. Çünkü kendi tecrübesiyle elde etmediği bilgi, ona tam anlamıyla somut gelmeyebilir.

​Merak, insanı en çok sevk eden dürtülerden biridir. "Eğer yaparsam gerçekten ne olur?" ya da "Sonucu söylendiği kadar kötü olacak mı?" sorusu, kişinin bile bile yanlış adıma yönelmesine neden olabilir. Bu bir nevi yaşamı, kendini ve çevresindeki sınırları test etme biçimidir.

​Bazen de insan bir şeyin olmayacağını veya olumsuz biteceğini hissetse bile, aklındaki "Acaba?" sorusundan kurtulmak için o yanlışı yapar. Sonucun olumsuzluğunu kendi gözleriyle gördüğünde, zihinsel olarak konuyu kapatıp yoluna devam etmesi kolaylaşır.

​Son kertede söylemek gerekirse; insan sadece aklıyla ve kurallarla yaşayan bir varlık değildir; hissetmek, görmek ve tecrübe etmek ister. Doğrunun kıymetini anlamak ya da merakını dindirmek için bazen bile bile "yanlış kapıyı çalması" insan doğasının bir parçasıdır.