Sen karar vermezsen, zaman ve koşullar seni bir karara mecbur bırakır.
-Alper Sezer.
Bu aforizma, insan iradesi, sorumluluktan kaçış ve zamanın geri döndürülemez doğası üzerine kurulmuş derin bir varoluşçu gerçeği ifade eder.
Cümlenin temelinde yatan fikirleri ve felsefi arka planını birkaç ana başlıkta inceleyebiliriz.
İnsanlar genellikle bir konuda karar vermediklerinde kendilerini "tarafsız" veya "beklemede" zannederler. Oysa eylemsizlik, mevcut durumu veya olası sürüklenişi kabul etmek demektir. Karar vermeyi ertelediğiniz an, aslında olayların kendi kendine gelişmesine izin verme kararı almış olursunuz.
Zaman durmaz. Bir mesele karşısında beklemede kaldığınızda, dış dünyadaki değişkenler (ekonomik durum, ilişkiler, fırsatlar, zaman sınırlamaları) hareket etmeye devam eder. Seçenekleriniz zamanla azalır ve en sonunda geriye sadece tek bir zorunlu yol kalır. İşte bu nokta, koşulların sizin yerinize "seçim yaptığı" andır.
İradenizle bir seçim yaptığınızda, sonuç kötü olsa bile bunun sorumluluğunu üstlenebilir ve uyum sağlayabilirsiniz. Ancak kararı zaman ve koşullara bıraktığınızda, çıkan sonuç genellikle sizin lehine değil, ortamın meyli doğrultusunda gerçekleşir. Bu durum bireyde pasifleşme, çaresizlik hissi ve "keşke" ile başlayan pişmanlıklar doğurur.
Özetlemek istersek; kendi hayatınızın dümene geçmediğinizde, rüzgarın ve akıntının sizi götürdüğü liman sizin seçiminiz değil, kaçınılmaz bir zorunluluğunuz olur.