İnsan, övdüğü şeyi sevmeye meyillidir.

-Alper Sezer.

Bu aforizma, insanın psikolojik tutarlılık ihtiyacını ve zihnin davranışlarımızı nasıl rasyonelleştirdiğini özetleyen derin bir tespittir. Genellikle duygularımızın eylemlerimizi yönlendirdiğini düşünürüz (bir şeyi severiz ve bu yüzden onu överiz). Ancak bu söz, sürecin tam tersi yönde de işlediğini söyler. Eylemlerimiz ve sözlerimiz, duygularımızı şekillendirir.

Sosyal psikolojide "Bilişsel Çelişki" (Cognitive Dissonance) olarak bilinen kavram bu durumu net bir şekilde açıklar. Zihnimiz, inançlarımız ile dışarıya söylediğimiz sözler arasında çelişki olmasından rahatsız olur. Bir nesneyi, fikri veya insanı topluluk önünde ya da kendi kendimize övmeye başladığımızda, zihnimiz bu söylemi doğrulamak ister. "Eğer bunu övüyorsam, demek ki gerçekten seviyorum veya takdir ediyorum" şeklinde bir iç mekanizma çalışır.

​İnsan, tutarsız veya samimiyetsiz görünmek istemez. Övdüğümüz bir şeye karşı sonradan ilgisiz veya düşmanca davranmak kendi benlik algımızla çatışacağı için zamanla o şeye karşı gerçek bir sempati geliştirmeye başlarız.

​Bir şeyi övmeye karar verdiğimizde, zihnimiz otomatik olarak o şeyin olumlu taraflarına odaklanır. Kusurları görmezden gelme, iyi yönleri büyütme eğilimi artar. Bu odaklanma zamanla doğal bir sevgiye dönüşür.

Dilimizden çıkan övgü sözleri, o nesneye yaptığımız zihinsel bir yatırımdır. İnsan, emek ve değer yatırdığı her şeyi sevmeye eğilimlidir.

​Özetlemek gerekirse bu aforizma; "Ne düşünüyorsak onu söyleriz" anlayışının ötesine geçip "Ne söylüyorsak, zamanla ona dönüşür ve onu sevmeye başlarız" gerçeğini hatırlatır. Sözlerimiz ve övgülerimiz, duygu dünyamızı inşa eden tuğlalardır.