Zaman hiçbir şeyi değiştirmez; sadece bir şeyleri değiştirebilmen için sana fırsat sunar.
-Alper Sezer.

Bu aforizma, insanın kendi hayatı üzerindeki özne (aktör) olma gücünü hatırlatan son derece sarsıcı bir irade beyanıdır. Aforizmanın kurduğu mantık zincirini biraz daha derine inerek birkaç katmanda inceleyelim.

Toplumsal hafızamızda yer etmiş "Zaman her şeyin ilacıdır" anlayışı, aslında insanın acıdan, sorumluluktan veya eyleme geçme baskısından kaçmak için sığındığı konforlu bir alandır. Ancak zaman pasiftir. Bir oditoryum düşünün: Zaman, sadece o oditoryumun ışıklarının açık kaldığı süredir; sahneye çıkıp o oyunu oynayacak olan ise sizsiniz. Hiçbir şey yapmadan beklenen 10 yıl, geride sadece yaşlanmış ve aynı sorunlarla baş başa kalmış bir insan bırakır.

Fiziksel olarak da zaman bir kuvvet değildir; örneğin yerçekimi gibi nesneleri itip çekmez. Zaman sadece olayların sıralandığı bir kordondur. Dolayısıyla "Zamanla değişti" dediğimiz her şey, aslında o zaman dilimi içerisinde gerçekleşen biyolojik, zihinsel veya davranışsal süreçlerin sonucudur. Bir demirin paslanmasını sağlayan şey zaman değil, oksijendir; zaman sadece oksijenin tepkimeye girmesine izin veren süredir. İnsan hayatında da paslanmayı ya da dönüşmeyi sağlayan şey zamanın kendisi değil, içine koyduğumuz eylemlerdir.

Sözün ikinci yarısı ("...sana imkan verir / fırsat sunar"), tatlı bir teselliden ziyade ağır bir sorumluluk yükler. Zamanın size sunduğu şey bir sermayedir. Her yeni gün, size sunulmuş boş bir zaman blokudur. Bu durum insanı şu gerçekle yüzleştirir: Eğer hayatında bir şey değişmiyorsa, bunun sorumlusu geciken zaman değil, ertelediğin kararlardır. Zaman sana değişebilmen için gerekli alanı açar; ama o alana adım atıp atmamak senin iradendir.

Zihinsel ve eylemsel dönüşüm için zihinsel bir devrim gerekir.

Şartların, hayatın veya zamanın uygun hale gelmesini beklemek yerine, zamanı şekillendirmeye başlamak.

Geçmiş zamanı değiştiremeyeceğini, ancak şu anki zaman imkanını kullanarak geleceğin yönünü değiştirebileceğini idrak etmek.

​Toparlarsak; zaman size sadece bir oyun alanı çizer. O alanda bir heykel mi yontacaksınız, yoksa eliniz boş mu bekleyeceksiniz? Bütün mesele budur.