Kader zamanın akışına yön verip onu kontrol altında tutsa da insan bu hakikati kabullenmekte zorlanır.
-Alper Sezer.
Bu aforizma; kader, zaman ve insan doğası arasındaki çelişkili ve trajik ilişkiyi üç temel katmanda ele alır.
Zaman, insan zihninin kavramakta en çok zorlandığı, durdurulamayan ve geriye alınamayan nötr bir akıştır. Aforizmada kader, bu nötr akışa yön veren ve onu kontrol altında tutan tek güç olarak tanımlanır. Zaman tek başına sadece geçer; ancak kader, o geçişe anlam, olay ve kaçınılmaz duraklar ekler. İnsanın her gün plan yapmasına rağmen zamanın akışında kendi planlarını değil, kaderin çizdiği rotayı yaşaması bu hakimiyetin en somut göstergesidir.
İnsanın en büyük illüzyonu, hayatının ve zamanın direksiyonunda tamamen kendisinin oturduğuna inanma isteğidir. Biyolojik ve zihinsel yapımız kontrol etme arzusu üzerine kuruludur. Geleceği planlamak, takvimler tutmak, hedefler koymak insana sahte bir "hakimiyet" hissi verir. Kader, zamanın akışıyla insanın bu planlarını değiştirdiğinde ortaya çıkan ilk tepki kabullenmek değil, direnmektir.
İnsanın bu hakikati kabul etmekte zorlanmasının temelinde iki güçlü duygu yatar.
Kontrol Kaybı Korkusu: İnsan, teslim olmayı yetersizlik veya çaresizlik olarak algılar.
Belirsizlik Yanılsaması: Kendi kontrolünde olmayan bir akışın, onu belirsizliğe sürükleyeceğinden korkar.
Özetlemek istersek; aforizma, evrensel mutlak güç (kader/zaman) ile bireysel iradenin (insan) sınırları arasındaki o bitmeyen çatışmayı ele alır. Zaman akar, kader o akışı şekillendirir; insan ise kıyıda durup suyun yönünü değiştirebileceğine inanmaya devam eder.