Çevresindeki herkese iyi davranan birinin iyiliği dikkat çekmez.

-Alper Sezer.

Bu aforizma, insan algısının kanıksama (alışma) ve zıtlık ilkeleriyle nasıl çalıştığını özetleyen derin bir psikolojik ve sosyolojik tespittir. İyiliğin ne zaman görüldüğünü, ne zaman ise görünmezleştiğini şu temel dinamiklerle açıklayabiliriz:
​
​İnsan zihni, süreklilik arz eden uyarıcılara karşı duyarsızlaşır. Bir insan herkese ve her zaman iyi davrandığında, bu davranış bir "istisna" veya "jest" olmaktan çıkar; o kişinin temel varsayılan ayarı (standart davranışı) haline gelir.
​Çevresindekiler bu durumu zamanla tutarlı bir arka plan fonu gibi algılamaya başlar. Bir şey ne kadar sürekli ve öngörülebilir olursa, dikkat çekme ihtimali o kadar azalır. Güneşin her sabah doğması gibidir; mucizevidir ama kimse şaşırmaz veya üzerine düşünmez.
​
​Bir şeyin dikkat çekebilmesi için çevresinden ya da geçmişinden belirgin bir zıtlık (kontrast) oluşturması gerekir.
​Her zaman sert ve mesafeli olan birinin tek bir nazik hareketi devasa bir sürpriz yaratır ve hemen dikkat çeker ("Aslında ne kadar ince bir insanmış").
​Herkese iyi davranan birinin iyiliği ise bir zıtlık barındırmaz. Seçicilik veya ayırt edicilik içermediği için çevresindekiler kendilerini "özel" hissetmezler; dolayısıyla bu davranışı kayda değer bir olay olarak nitelendirmezler.
​
​Herkese eşit dağıtılan iyilik, muhatapları nezdinde kişiselleştirilmemiş görünür. İnsanlar, kendilerine verilen değerin "sadece kendilerine özel" olmasını isterler. Bir kişinin herkese aynı yüksek nezaketle yaklaşması, karşı tarafta şu düşünceyi doğurabilir: "O zaten herkese böyle davranıyor, bana özel bir jest yapmıyor."
​Daha da ötesi, sürekli iyi davranan birinin bu hali zamanla bir beklentğe ve hatta çevresi için bir hakka dönüşür. İyilik yapılması gereken bir lütuf değil, o kişinin "görevi" olarak görülmeye başlanır.

​Aforizmanın özeti şudur: Süreklilik arz eden nezaket, ortamın doğal bir parçası haline gelerek kendi kendisini görünmez kılar. ​Bu durum, iyi davranan kişinin değersiz olduğu anlamına gelmez; aksine, toplumun ve insan psikolojisinin "nadir ve değişken olanı fark etme, sürekli ve istikrarlı olanı ise arka plana atma" eğiliminin bir sonucudur.