​Yöneticin 'kimseye söyleme' diyerek sana bilgi veriyorsa, bilgi değil fitne taşıyordur.

-Alper Sezer.

Bu aforizma, iş yeri psikolojisi, kurum kültürü ve etik liderlik açısından oldukça derin ve yakıcı bir gerçeğe parmak basıyor. Dışarıdan bakıldığında bireye kendini "özel" veya "seçilmiş" hissettiren bir durumun, aslında nasıl bir manipülasyon ve nifak aracına dönüşebileceğini anlatıyor. ​Sözün temelinde yatan dinamikleri şu üç ana başlıkta inceleyebiliriz.

Bir yönetici size gelip "Aramızda kalsın, kimseye söyleme ama..." diyerek bir bilgi paylaştığında, insan psikolojisi gereği ilk hissettiğiniz şey ayrıcalık olur. Yöneticinin size güvendiğini ve sizi "iç çemberine" aldığını düşünürsünüz.

Ancak sağlıklı bir yönetim anlayışında bilgi, sadakat satın almak ya da kişileri birbirine yakınlaştırmak için bir pazarlık malzemesi olarak kullanılmaz. Yönetici bu yöntemi kullanarak; sizi kendisine borçlu hissettirmeye çalışır. Ekibin diğer üyelerine karşı şüphe duymanızı sağlar. Sizi farkında olmadan kendi tarafına çeker.

​

​Etik ilkelerden uzak yöneticilerin en sık başvurduğu stratejilerden biri ekip içindeki birliği bozmaktır. Birbiriyle şeffaf ve güçlü iletişim kuran bir ekip, yöneticinin keyfi kararlarına karşı durabilir. Bunu engellemenin en kolay yolu ise içeriden bilgi sızdırıyormuş gibi yaparak güvensizlik yaratmaktır.

​Sana diğer çalışma arkadaşın hakkında "kimseye söyleme" diyerek bilgi veren bir yönetici, büyük ihtimalle başka bir gün de senin hakkında bir başkasına benzer şeyler söylüyordur. Amaç bilgi paylaşmak değil, herkesin birbirinden şüphe ettiği kırılgan bir ortam yaratmaktır.

​Gerçek bilgi şeffaftır, yapıcıdır ve iş süreçlerini iyileştirmeye yöneliktir. Eğer bir bilgi; sadece dedikodu veya kişisel yargı içeriyorsa, ekip arkadaşlarınızı gözden düşürmeyi hedefliyorsa, açıkça konuşulamayacak kadar şaibeli ama size "özel" aktarılıyorsa, o artık işe yarar bir bilgi değil; ekibin huzurunu, güvenini ve motivasyonunu zehirleyen bir fitne tohumudur.

Sonuç olarak; size "gizli" sunulan bu bilgi bir ayrıcalık değil, ekip arkadaşlarınızla aranıza koyulmuş görünmez bir duvardır. ​Bir lider, güveni şeffaflıkla inşa eder; fısıltıyla değil. Bugün başkalarının sırrını veya açığını size taşıyan bir anlayışın, yarın sizin bilgilerinizi başkalarına taşımayacağının garantisi yoktur. Bu yüzden bu tür anlarda "seçilmiş kişi" hissine kapılmak yerine, mesafeyi korumak ve oyuna dahil olmamak en sağlıklı profesyonel duruştur.