İnsan bazen hayatta kazansa bile kaybetmiş gibi hisseder.
-Alper Sezer.
Kazanmanın her zaman bir zafer, kaybetmenin ise her zaman bir yenilgi olmadığını gösteren son
derece derin ve varoluşsal bir çelişkiye işaret ediyor bu ifade. Dış dünyada elde edilen başarı ile içsel
dünyada tecrübe edilen tatmin arasındaki o sert kopuşu özetliyor.Bu durumu ortaya çıkaran temel
etkenler şunlardır.
Bazen bir iddiayı, bir mevkiyi veya bir mücadeleyi kazanırsınız; ancak süreçte geride bıraktıklarınız
(ruh sağlığınız, samimi dostluklarınız, zamanınız veya öz saygınız) elde ettiğiniz sonuçtan çok daha
ağırdır.
Zihin, hedefe ulaşınca her şeyin mükemmel olacağı illüzyonuna kapılır. Hedefe varıldığında gelen o
ani boşluk hissi, kazanılan şeyin aslında ruhu doyurmaya yetmediğini fark ettirir.
İnsanın kendi değerlerine, ilkelerine veya vicdanına aykırı bir kulvarda kazandığı zaferler, özünde bir iç
yenilgidir. Dışarıdan tebrik toplasanız bile, kendi içinizdeki mahkemede beraat edemezsiniz.
Bir şeyi elde etme hırsı bittiğinde, "Peki şimdi ne olacak?" sorusu cevapsız kalıyorsa, kazanılan zafer
anlamsızlaşır ve yerini ağır bir kayıp hissiyatına bırakır.
Son kertede bu söz; görünürdeki niceliksel başarıların, ruhun niteliksel huzurunu her zaman garanti
edemeyeceğini vurgular.