31.05.2019, 01:31 1852

ÇOBAN ATEŞİ

   Geçtiğimiz cumartesi akşamı TZOB (Türkiye Ziraat Odaları Birliği) Akman Otel'de verilen bir iftar yemeğine davetli idim. Davet eden Rıfat Serdaroğlu idi. Sayın Serdaroğlu'nu bilirsiniz: DYP ve ANAP'ta, Sağlık ve Devlet bakanlıkları dahil, uzun yıllar siyaset yapmıştır.
   Ama onu bu günlerde, özellikle sosyal medyada iktidarı ağır bir şekilde eleştiren, kimsenin yazmaya cesaret edemediği yazılarıyla da tanıyoruz.
   Ayrıca, ''Çoban Ateşi Hareketi'' ismiyle başlatılan ve bir siyasi partiye dönüştürülmesi hedeflenen bir siyasi faaliyetin de önderliğini yapmaktadır.
   Ben bu iftar yemeğine gidinceye kadar Çoban Ateşi Hareketinin ne olduğunu bilmiyordum. İftara biraz da bunu öğrenmek için gittim. Buradaki gözlemlerimi ve Serdaroğlu'nun konuşmasından bazı başlıkları sizinle paylaşmak istiyorum. Çünkü bu hareket ülkemizdeki siyasi dengeleri değiştirebilecek ciddiyette gözüküyor. Dikkate alırsanız iyi olur.
   400 kişilik salon tamamen dolu idi. Davetliler özenle seçilmişti. Çoğu eski tüfek siyasetçilerden ve onların iktidarı sırasında görev yapan üst düzey bürokratlardan oluşuyordu. Her partiden siyasetçi vardı ama özellikle DYP ve ANAP'ta milletvekilliği ve bakanlık yapmış olanlar çoğunlukta idi. Anlaşılan o ki yeni kurulacak partinin kurmayları bunlar arasından seçilecekti.
   Serdaroğlu'nun konuşmasından aklımda kalanları şöyle özetleyebiliriz.
   - AKP ülkeyi çok kötü yönetiyor. Ekonomide ve dış politikada ülkeyi iflasın eşiğine getirmiştir.
   - AKP, temeli Washington'da atılmış, BOP eşbaşkanlığıyla taçlandırılmış bir proje partisidir. Demokrat değildir. Biat kültürüne inanır, her türlü tartışmaya kapalıdır.
    - Atatürk'e ve Laik Cumhuriyete düşmandır.
   - Terör örgütleri ile müzakere masasına oturup pazarlıklar yapmıştır. Türk milliyetçiliğini ayaklar altına alıp Arap milliyetçisi olmuştur.
   - FETÖ ile bir dönem beraber çalıştılar. Menfaat çatışması olunca da düşman oldular.
   - Ülke tek adamın yönetimine teslim edilmiştir. Başka kimse sesini çıkaramıyor.
   - İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin YSK tarafından, akla-mantığa-vicdana-hukuka aykırı olarak, iptalini sağlayarak Türk demokrasisine darbe yapmıştır.
   Serdaroğlu konuşmasına şöyle devam etmiştir.
   - AKP bizim (özellikle DYP ve ANAP'ı kastediyor) hatalarımız sonucu kurulmuş ve bu günlere gelmiştir. Şimdi ise bu hatayı düzeltmek yine bizlere düşmektedir.
   - Bu güne kadar birilerinin çıkıp bu konuda bir hareket başlatmasını bekledik ama kimse çıkmayınca iş bize düştü.
   - CHP'nin bu şartlarda iktidara gelmesi mümkün gözükmüyor. Ancak orta sağda, orta solu da içine alacak, güçlü bir parti kurulursa AKP iktidardan düşürülebilir.
   - Gelecek nesillere iyi bir Türkiye bırakmak için bu yola çıktık ve ''Çoban Ateşini'' yaktık.
  (10 yıllık savaş bittiğinde.. Kurucu kadro, imkansızlıklardan bir mucize yaratmak peşinde idi.. Eğitimde, sağlıkta, imarda, tarımda.. Her alanda yaratılacak bir mucize.. Yüzünü batıya dönmüş, çağdaş, eğitimli, erdemli bir ulus.. Kısacası güçlü ve çağdaş bir Türkiye.. Oysa bunun için ne paraları vardı ne de sanayileri.. Sığındıkları tek şey inançlarıydı..
   Anadolu bozkırının ortasında küçük bir çoban ateşi yaktılar. 29 Ekimde yakılan çoban ateşinin alevleri, yurtsever yöneticilerin ve vatandaşların ateşe sürekli odun atmaları sayesinde tüm ülkeyi aydınlattı!)
   Parantez içindeki bu satırlar Gürkan Hacır'ın yazdığı ve Barış Yarkadaş'ın düzenlediği ''Çoban Ateşi - Bir Devrim Hikayesi'' isimli kitaptan alınmıştır.
   İşte Serdaroğlu da bu ''Çoban Ateşi'' metaforunu kullanıyor ve o günlere gönderme yaparak ülkenin tekrar bir çoban ateşi yakılmasına ihtiyacı olduğunu vurguluyordu. Bu yüzden bu harekete Çoban Ateşi Hareketi ismini verdiklerini söylüyordu. Anadoluyu karış karış gezdiklerini ve bu harekete yoğun bir ilgi olduğunu ,hareketin çığ gibi büyüdüğünü anlatıyordu..
   Bu ilgi sonucu hareketin partiye dönüşeceğini ve partinin eylül veya ekim ayında kurulacağını bildiriyordu. Kurulacak partide kadınlara ve gençlere öncelik verileceğini de ilave ediyordu.
   Ve konuşmasını şöyle bitiriyordu: ''AKP-MHP ortaklığını, hak ettikleri sona kavuşturmadan bizlere durmak yok!'
   Edindiğim kulis bilgisini de size aktarayım: Bu hareketi Kılıçdaroğlu'nun da desteklediği, başka türlü AKP'den kurtulmanın zor olduğunu söylediği konuşuluyordu.
   Gece ile ilgili aktaracağım özet bilgiler bu kadar. Ama kendi yorumlarımı da ilave etmek istiyorum.
   Serdaroğlu uzun süre milletvekilliği ve bakanlık yapmış bir siyasetçi. Alışılmışın dışında yalan söylemeyen ve dürüst tanınan bir insan. Bu yüzden de güvenilen ve sevilen bir isim. Yazılarındaki son derece isabetli ve cesur çıkışlar öyle her babayiğidin yapacağı cinsten değil. Kısacası iyi bir lider profili çiziyor. Zaten o akşamki ilgi de bunu teyit ediyor.
   Ayrıca, AKP, MHP ve CHP'de çok sayıda seçmenin aslında partilerini tam olarak beğenmediklerini; gidecek daha uygun bir parti bulamadıkları için bu partilere kerhen oy verdiklerini; uygun bir parti bulduklarında blok halinde oraya yönelebileceklerini de hesaba katarsak; Serdaroğlu ve arkadaşlarının kuracakları yeni partinin tutabileceği düşünülebilir.
   Gerçekten de böyle bir partiye ihtiyaç olduğunu düşünenlerdenim.
   Vatana millete hayrı olacaksa hayırlı olsun! 
Yorumlar (0)
21
kapalı