İnsan birini hedef gösterirken aslında kendi bastırdığı duyguları açığa çıkarır.
-Alper Sezer.
Bu aforizma, psikolojide yansıtma (projection) ve gölge (shadow) konseptlerinin temelini oluşturan güçlü bir insan doğası gözlemidir. Bir bireyin dışarıya yönelttiği öfke, eleştiri veya hedef gösterme eylemi, çoğu zaman dış dünyadan ziyade kendi iç dünyasındaki çatışmaların bir dışa vurumudur.
Yansıtma Savunma Mekanizması: Sigmund Freud'un tanımladığı bu mekanizmaya göre zihin, kabul edilemez bulduğu kendi arzularını, kusurlarını veya suçluluk duygularını doğrudan üstlenmekte zorlanır. Kişi, bu rahatsız edici duygularla yüzleşmek yerine onları başkasına yükleyerek kendini zihinsel olarak rahatlatır.
Carl Jung ve "Gölge" Arketipi: Jung'a göre insanın kabullenmek istemediği, toplumdan veya kendi vicdanından gizlediği karanlık tarafları onun "gölge"sini oluşturur. Bir başkasında aşırı rahatsızlık uyandıran bir davranış, genellikle kişinin kendi gölgesinde bastırdığı ama kabullenemediği bir parçasıdır.
Suçluluktan Kaçış ve Hedef Saptırma: Birey, kendi içindeki eksiklik veya yetersizlik hissiyle baş edemediğinde bir "günah keçisi" arar. Başkasını hedef göstermek, dikkati kendi içindeki karmaşadan uzaklaştırıp dışarıdaki bir düşmana yöneltme taktiğidir.
Gündelik Yaşamdan Örnekler...
Özgüvensizlik ve Eleştiri: Kendi yeteneklerinden şüphe duyan birinin, çalışma arkadaşını sürekli "yetersiz" diyerek hedef göstermesi.
Ahlaki Katılık: İçsel olarak bastırdığı arzularla boğuşan birinin, benzer davranışları sergileyen başkalarını acımasızca yargılaması ve toplumun önüne atması.
Toparlamak gerekirse; birine yöneltilen işaret parmağı dışarıyı gösterirken, geriye kalan üç parmak doğrudan kişinin kendisini işaret eder. Birini hedef gösterirken hissettiğimiz tepkinin şiddeti, aslında kendi içimizde bastırdığımız duyguların büyüklüğüyle doğru orantılıdır.