Bu söz ile insanlık ve doğa arasındaki kopuşu ve bir çevre felaketinin yaklaşmakta olduğunu anlatmak istedim.

İnsanlık sanayileşme, aşırı tüketim, hırs ve umursamazlıkla yeryüzüne somut zararlar vermektedir. Ormanların yok edilmesi, denizlerin kirletilmesi, küresel ısınma ve ekolojik dengenin bozulması...

İnsan, ev sahibi olan dünyaya saygı duymak yerine onu sömürmüş ve sınırlarını zorlamıştır.
"Kusmak" eylemi, bünyeye ağır gelen, yabancı, zarar veren ve sindirilemeyen bir şeyi vücudun dışarı atma refleksidir. Doğa burada canlı bir organizma gibi düşünülmüştür.

İnsan artık dünyanın uyumlu bir parçası değil, onun dengesini bozan bir virüs, bir "yabancı cisim" haline gelmiştir.
Doğa, insanın yarattığı bu tahribatı artık sindirememekte ve taşma noktasına gelmektedir.

Artan doğal afetler, iklim krizleri ve salgınlar; aslında dünyanın bu "yabancı cismi" (yani insanlığı) kendi bünyesinden temizleme, onu dışarı fırlatma çabasıdır.

İnsanoğlunun kibri, kendi yaşam alanını nasıl yaşanmaz hale getirdiğini yüzümüze vuran bir ayna olmuştur. Doğa insanı beslemiş, büyütmüş ama insanın nankörlüğü karşısında artık onu taşıyamaz hale gelmiştir. İnsanlık için vaktin daralmıştır ve doğa kendi intikamını/temizliğini başlatmak üzeredir.