Yapıcı davranışlarının önemsenmediğini hisseden insan, yıkıcı davranışlara yönelebilir.
-Alper Sezer.
Bu aforizma, insan psikolojisinin ve sosyal ilişkilerin en temel dinamiklerinden biri olan takdir edilme ihtiyacı ile tükenmişlik tepkisi arasındaki bağı çok net bir şekilde özetliyor.
Sözün arkasındaki psikolojik ve sosyolojik mekanizmayı şu üç ana başlıkta inceleyebiliriz.
İnsan ilişkilerinde "yapıcı davranış" sergilemek (hoşgörülü olmak, çaba göstermek, çözüm üretmek, uyum sağlamak) bir tür duygusal yatırımdır. Birey, çevresine iyilik veya kolaylık sunarken örtük olarak anlaşılma, değer görme ve kabul edilme beklentisi taşır. Yapıcı çabalar önemsenmediğinde ya da varsayılan bir durum (çantada keklik) olarak görüldüğünde, kişi yaptığı yatırımın boşa gittiğini hisseder. Bu durum, zihinde "İyi olmak işe yaramıyor" düşüncesini doğurur.
İnsan doğası gereği görülmek, fark edilmek ister. Yapıcılıkla dikkat çekemeyen veya değer göremeyen birey için yıkıcılık, son derece hızlı ve etkili bir "fark edilme" aracına dönüşür.
Yapıcılık yavaştır: Bağ kurmak, inşa etmek zaman ve sabır ister.
Yıkıcılık hızlıdır: Bir ilişkiyi bozmak, kuralları çiğnemek veya tepki göstermek anında dikkat çeker.
Göz ardı edilen insan, bilinçli ya da bilinçaltı bir dürtüyle "Beni iyiliğimle önemsemediniz, o halde varlığımı ve öfkemi sorun çıkararak hissettireceğim" noktasına gelebilir.
Buradaki yıkıcılık her zaman bir başkasına zarar verme amacı taşımaz; bazen bir korunma refleksidir. Sürekli yapıcı olup karşılık alamayan kişi, hayal kırıklığı ve çaresizlik hisseder. Yıkıcı davranışlara yönelmek; sınır çizmenin, kendini geri çekmenin veya biriken öfkeyi dışarı vurarak kendi ruhsal bütünlüğünü koruma çabasının bir sonucudur.
Özetlemek istersek; aforizma, olumsuz davranışların her zaman kötü niyetten doğmadığını; aksine bir zamanlar var olan iyi niyetin aşınması ve cevapsız kalması sonucu ortaya çıkabileceğini gösteren güçlü bir tespit sunuyor.