Yapılan her kötülük, muhatabı için bir iyilik fırsatıdır.
-Alper Sezer.
Bu aforizma, ilk bakışta paradoksal görünse de derin bir ahlak, psikoloji ve karakter sınavını özetler. Bir insanın gerçek yüzü, hayatın ona sunduğu konfor anlarında değil; maruz kaldığı haksızlık ve kötülük anlarında ortaya çıkar.
Cümleyi birkaç temel boyutta inceleyebiliriz.
Sıradan bir durumdayken iyi olmak kolaydır. Ancak size bir kötülük yapıldığında elinizde iki seçenek belirir:
Kötülüğe kötülükle karşılık vermek: Bu, mağduru da saldırganla aynı seviyeye çeker ve kötülük döngüsünü besler.
Kötülüğe iyilikle veya olgunlukla karşılık vermek: İşte sözde geçen "fırsat" tam olarak buradadır. Muhatap, kendi moral üstünlüğünü, sabrını ve erdemini kanıtlama şansı yakalar.
Kötülük yapan kişi, genellikle karşı tarafta nefret, öfke veya intikam duygusu uyandırmayı hedefler. Muhatap bu tuzağa düşmeyip iyiliği, affediciliği veya vakarı seçtiğinde, kötülüğün amacına ulaşmasını engeller.
Kötülük yapan kişiye (ve çevreye) aynalama yaparak onu kendi eylemiyle baş başa ve mahcup bırakır.
"Kötülüğe kötülükle karşılık vermek her kişinin, kötülüğe iyilikle karşılık vermek ise er kişinin kârıdır."
Sana yapılan bir haksızlık, içindeki sabrı, merhameti ve duygusal olgunluğu çalıştırman için bir antrenman sahasına dönüşür. Kötülük nesnesi olmak elinde değildir; ancak o kötülüğün seni nasıl bir insana dönüştüreceği tamamen senin seçimindir.
Özetle bu aforizma, muhatabı bir "mağdur" rolünden çıkarıp onu kendi tepkilerinin "aktörü" konumuna getirir. Size yapılan kötülük sizin kontrolünüzde değildir; ama ona verdiğiniz yanıt, sizin kim olduğunuzu belirler.