1. KIRKINDAN SONRA AZMADIM KIRKINDAN ÖNCE YAZMADIM
             (2011-252 s.-Deneme)
     2. EN GÜZEL ÇOCUK İSİMLERİ
               (2013-208 s.)
     3. RUTUBET BÖCEKLERİ
                      (2013-Roman)
     4. YOLSUZ DERE
                (2016-284 s. -Öykü)
     5. ÜVEY ŞEHİRLER
                 (2016-234 s. -Şiir)
     6. ORGANİK NİNE HİKÂYELERİ
                       (2022 -Öykü)
      7. AŞK ŞAİRİN KIBLESİDİR
                        (2022 -Şiir)
            

   Zonguldak/Kozlu sahilinde tanıştık, kitap dostu olduk Selma AYDIN'la dost meclisinde. Çıkıp geldi bir yerlerden, onurlandırdı bizi. Söyleştik, yeni ufuklara aydınlanarak.

     AZ ÇORBA AZ PİLAV ÜSTÜ AZ KURU adlı kitabımı verdim. YOLSUZ DERE adlı kitabını hediye etti bana o da.

     Selma Hanım'ı Halkın Sesi gazetesi köşe yazılarından tanıyordum yıllardır. Okuduğum yazılar, araştırmalarım, bana, okuma şansı yakalayamasa da (Kendi  çabasıyla, dirençli kişiliğiyle, bu yıl, Bülent Ecevit Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisi olma onurunu kazandı, havasını da atıyor.) sanat ve kültür alanında kendini kanıtlamış bir aydın kadın dik duruşunu veriyordu.

     Bestesi, güftesi kendine ait olan Zonguldak Marşı ilgimi çekmişti sonra.  Selma Hanım'ın söz yazarı olduğu, bestelediği şarkıları dinledim, beğendim.     TRT tarafından besteciliğinin tescillenmesine sevindim. Mesam (Türkiye Müzik Eserleri Sahibi) üyesi olduğunu öğrendim.

     Şiir dinletileri, güzel şiir okuyuşu; konserleri, TV programlarını yönetmesi ilgimi çekti. Anadolu Sanat Derneği/Kozlu Sanat Sokağı etkinliklerinde en önlerde gördüm onu. Severek, özveriyle edebiyata, edebiyat dünyasına katkı sunuyordu. O, bir edebiyat ve müzik sevdalısıydı.

     O, yazar, şair, gazeteci, TV programı yapımcısı sunucusu, besteci, söz yazarı, iletişimci, emekçi, kadın hakları savunucusu, çevreci, haktan hukuktan ödün vermeyen, toplumcu, devrimci, aydın bir kadın, Karaelmas sevdalısı, yerelden evrensele sanat ışığı ulaştırma emekçisi...

     İstanbul Yenikapı Zonguldak Günleri, Devrek Kültür ve Baston Festivali, Kozlu Sanat Sokağı, birlikte söyleşi ve kitap imzalama fırsatları yarattı bize. Böylelikle kitap dostluğu, dayanışma iletişimi sağladı.

     Her yerde yazdım, söyledim, kadın ve çocuk dünyalarına özen gösterdiğimi.

     Karşımızda çocukluğunda okul görememiş, yaşamın çilelerinden kendini damıtmış bir kadın var. O, bir yazın emekçisi, ezilen kadınların sesi. Acısını dindirmiş, artık üniversiteli, eğitime, bilime koşan sanatçı. 7 kitap yazmış araştırma, deneme, öykü, roman, şiir türlerinde...

    Köşe yazılarından sonra, okuduğum ilk kitabı YOLSUZ DERE, kapağıyla ilgimi çekti her şeyden önce. Kadın bacakları ve bacaktaki zincir okuyucuyu farklı duygulara yönlendiriyordu. Köşedeki 99+ notu da kitabın belli yaş grubuna yönelik olduğu mesajını veriyordu.

   Yaşım 68. 99+'ya varacağım belli değil. Aldım elime kitabı, ilgiyle okudum. Kitabın edebî değerine, estetik yönüne takıldım daha çok. Etik değerlendirmeyi estetiğe katkısı oranında vurgularım.

   Kitap beş uzun öyküden oluşuyor. Yolsuz Dere, küçük bir roman boyutunda.Öykülerin temel konusu kadın, günümüzde de bizi çok üzen kadın sorunları, tecavüzler, cinayetler, intiharlar, sığınma evleri ve arada kişilik ve kimlik bunalımı yaşayan çocuklar.

   Yazar, kadınlara çektirilen acılara çok takılmış. O dünyaları, yaşanmışlıkları, okuyucuyu olayın içine katarak çok başarılı anlatabiliyor. Sayfaları okurken o dünyaları nasıl da biliyor, diye düşündüm hep. Çok acı, çok dert, çok şanssızlık...

   Bir erkek okuyucu olarak, erkekler adına, üzüldüm, hatta kendimi suçlu buldum çoğu kez. Bazı erkek kahramanların özverili davranışları ise övgüye değerdi.

   Kadınlara tecavüzlerin, geleneğin, uyuşturucu-alkol tutkunu sapıklıkların, arada kalan çocuklara kötülüklerin anlatımı içini sızlatıyor okuyanın. Birinci kişi anlatımı etkiyi artırıyor.

   Yazar dili iyi kullanıyor. Anlatım çok iyi. Sözcük dağarcığı, sözcüklerle oynayışı, imglelerle çağrıştırmaları yetkin. Betimlemelerle görüntüler, kişilikler güzelce, canlı canlı ortaya konabiliyor.

   Beni en çok etkileyen yön kurgu oldu. Yazar, özgün öyküler kurgulamış. Sıradan, sonu hemen anlaşılan öyküler değil bunlar. Düğümler çok güçlü. Okuyucu sürekli olaya düğümleniyor. Çözümlerde ters köşe olmanın hınzır heyecanı var.

   Kitap bittiğinde bir süre dalıp gittim. Kadının adı Nur.
   "Tükenmişti artık, ne yaşamanın ne de mücadele etmenin bir anlamı olmadığını düşündü "sen yoksan o halde ben de yokum" dedi ve ışığın geldiği pencereden kendini karanlığa bıraktı.
   Nur iyileşmişti."
                               SON

   Ben buna benzer bir sona, yaklaşık elli yıl önce, Fareler ve İnsanlar'ı bitirdiğimde de çok üzülmüştüm. Bir edebi yaratıdan beklenen birincil etki de bu. Bu bakımdan güçlü bir yazar var karşımızda. 

   Estetik, "güzel duyusal tat" diye tanımlanıyor. Yazar, kadınların kurtuluş çabalarını, kendi aralarındaki dayanışmalarını güzel vermiş. Buradan olumlu iletiler çıkıyor. Çocuklara, özellikle yakınları tarafından yapılan eziyetler, tecavüzler okuyucuyu tiksindiriyor. Anlatım o derece etkili yani.

    Yazar, her durumu güzel imgelerle sezdirebilecek güçte. İşte ustalık da burada. O ustalık Selma Aydın'da var. 

   Kadın hakları konusunda çok uyarıcı bir kitap okudum. Bir kadın yazar, bu çığlığı atmak zorunda kalmasa keşke bu çağda! 

     Organik Nine Hikâyeleri, her yaşın okuyabileceği bir kitap. İlgiyle okudum öyküleri. Kitapta yerel, geleneksel dünyamız, çevre güzellikleri-doğal zenginlikler vurgulanmıştır. Özellikle çocukların, gençlerin beslenebilecekleri anlatımlar var. Kitabı okuyan bilgi, özgüven ve yaşama sevinci kazanıyor.

     Yazarımız edebiyat ve müzik güzelliğinin verdiği bakışla, kadın konusunda olduğu gibi, çevre ve toplum kirliliğine karşı da çok titiz. Öykü ve şiirlerin dil ayarıyla bunu duyumsatıyor.

     Selma Hanım'ın Şiir dünyası da çok güçlü. Geleneğin özümsendiği öznel bir düzey var şiirlerde. Türk şiirinin tüm yapı, ses, dil ve anlatım özelliklerinden yararlanılmış şiir kurgularında. Dörtlük, hece ölçüsü, özgür koşuk, ses uyumları, uyaklar, imgeler... Her türden şiir var okuduklarımda. Lirik vurgu ağırlıklı ama, toplumcu tepkiler de çok etkili.

     Aşk, özlem, kıskançlık, ayrılık, sitem, çevre, Zonguldak ve yurt sevgisi, bozulan değerlere tepki... öne çıkan temalar. 

     Daha okumadığım bir sürü şiir var. Bu konudaki genel değerlendirmeyi başka bir yazıya bırakayım. Son sözü Selma Aydın'a vereyim:
         "Edebiyat dünyası, derya deniz. 'Ben, kenarında bir kum tanesi olabilir miyim' düşüncesiyle yola koyuldum. Bir kum tanesi de olsam; hakkıyla olmam gerektiğini düşünerek, eğitimimi tamamlamak için edebiyat fakültesine istedim. Kendi gayretim ile sınava hazırlandım. Kendi kendimin öğretmeni olarak sınava hazırlandım. İlk girişimde edebiyat bölümünü kazandım. Bundan sonraki süreçte daha güzel yazılar ve kitaplar yazmak istiyorum" 

     Alkışı hak etmiş!

     Geçmişe ağlamak yerine bugüne bakıyoruz. Zonguldak'ta edebiyat da müzik de var bakıp görene. Hele kadınlar öncüyse bir hoş oluyorum, kanatlanıp uçuyorum bu işe!

     Selma Aydın, gerçek aydın, öncü ve örnek kadın!

     Destek vermek gerek iyiliğe, güzelliğe, kitap alıp okumaya.

     Yaşasın kitap dostluğu! Şarkılar, türküler yaşatsın aşkı, umudu, ışığı!

     SEÇMELER

    "Yalan dünya olursa içinde yaşanılan
     İnsanları da onun gibi yalan.
     İkiyüzlülük de ondan.
     Bir gece, bir gündüz var, var olan.
     Her canlı birbirinden farklı.
     İçindekiler de yandan çarklı.
     Kemiksiz dil var bedende,
     Ağızdan çıkıyor istemesen de.
                  ...
     Doymadık birbirimizi yemeye.
     “Senin malın, benim malım.” demeye.
     Bir komşuluk vardı eskiden
     Bir de akrabalar.
     Şimdilerde her ikisinin yerine de
     Üşüştü akbabalar.
     Leşlerimizi biz yarattık.
     Kokusundan utandık.
     Hâlâ yüzümüz kızarmıyor,
     Aklımız almıyorsa
     Bir iş var bu işte.
     Yalan dünya gibi
     Yalanız biz de."

     "Bir tutam kül koydum avuçlarına.
     Sen onları yine de sakla.
     Çarşaflara doladım kokunu,
     Sen ne olur el sularında yıkanma."
               (Üvey Şehirler)

"Almadım başka dilden, gözden selam.
Kimse yanaşamadı kıyılarıma bir gün. 
Sen: Sınırlar çizdin dikenli yollardan,
Bense yaralandım son kurşundan. 

Zahmet etme bakmaya yüzüme,
Olmazsa toplanır giderim edebimle,
Varsa şayet sen vicdanını dinle,
Beni diri diri sürgün ettin ya ölüme."
           (Üvey Şehirler)  

ZONGULDAK
           ...
"Gelmediler mi seni görmeye,
Bugün bayram; barışmadın mı hâlâ küslerinle!
Bir özür de mi dilemedi kalbini kıranlardan hiç kimse
Kabahat biraz da sende be Zonguldak!
Yufka gibi yüreğin, bir de her halinden belli koşulsuz sevdiğin.

Çabuk unutmasan acıları,
Seni rüzgârın önüne koyanları,
Şuursuzca savuranları…

Giyin kuşan çık bayram yerine, 
Çalsın davulun zurnan, eğlen gönlünce.
Yalnızlığıyla güzel Zonguldak
Bir onurdur der şair, gökyüzünün altında mağrurca yaşamak."

              (Aşk Şairin Kıblesidir)

ZONGULDAK MARŞI

"Emeğin başkenti asil kimliğin
Başını eğme hiç eğme Zonguldak
Acıdan geçermiş özgürlük yolu
Umudunu dökme hiç dökme Zonguldak
              ...

Toprağına kök sal vazgeçme sakın
Cumhuriyet tarihinde bir ilk adın
Taşı ekmek yapan o alın yazın
Değişir bir gün bir gün Zonguldak"
                 ...
   (Güfte ve Beste Selma Aydın)

            DİYEMEDİM

"Gözümden sakınırken, seni ağlarken buldum
Nasıl kızdım kendime, dilinde zehir, sustum!
Al aşkını git benden, git benden git diyordun
Utandım da kendimden pişmanım diyemedim.

Bilemedim kalbini bu kadar kırdığımı
Bilemedim adımı zikirle andığını
Bilemedim sevgilim canının yandığını
Utandım da kendimden, pişmanım diyemedim.

Öpersem kalbinden söyle acın geçer mi?
Bu kadar büyük sevgi böyle kolay biter mi?
Kırdım seni biliyorum, vardır elbet çaresi
Utandım da kendimden pişmanım diyemedim."

               (Aşk Şairin Kıblesidir)