İnsan, bir yandan hayatının sorunu iken bir yandan da çözümüdür.
-Alper Sezer.
Bu aforizma, insanın varoluşsal çelişkisini ve kendi hayatı üzerindeki mutlak etkisini özlü bir biçimde
özetler. Temelinde yatan fikir, dış etkenler ne olursa olsun insanın kendi deneyiminin mimarı olduğu
gerçeğidir.
İnsan, zihinsel yapısı ve doğası gereği kriz üretmeye yatkındır.
Geçmişin pişmanlıkları, geleceğin kaygıları, kuruntu ve aşırı düşünme (overthinking) gibi süreçler,
ortada somut bir dış tehdit yokken bile kişiye ıstırap yaratır. Birey; sınır koyamadığı, yanlış kararlar
aldığı, disiplinsizlik gösterdiği ya da kendi potansiyeline engel olduğu (kendini sabote etme)
durumlarda hayatındaki en büyük engeli bizzat oluşturur.
Aynı zihin ve irade, durumları dönüştürme gücüne de sahiptir. Sorunun kaynağının kendisi olduğunu
fark eden birey, çözümü dışarıda aramak yerine kontrolü eline alır. Düşünce yapısını değiştirmek,
alışkanlıkları dönüştürmek, duygusal dayanıklılık kazanmak ve profesyonel/kişisel yollar aramak
yalnızca bireyin kendi seçimidir.
Özetlemek istersek bu ifade; insanı çaresiz bir kurban durumundan çıkarıp ona özne olma
sorumluluğunu yükler. Hayatınızda karşılaştığınız düğümlerin çoğunu siz atmış olabilirsiniz; ancak o
düğümleri çözecek parmaklar da yine sizinkilerdir.