Geçmişi yargılarken, insan o zamanki kendisine haksızlık eder.

-Alper Sezer.

Bu aforizmam, insanın öz şefkat eksikliği ve zamanın getirdiği zihinsel dönüşüm arasındaki çelişkiyi çok yalın ama bir o kadar derin bir noktadan yakalar. Sözün üzerinde durulduğunda öne çıkan temel katmanlar şunlardır.

İnsan, geçmişteki bir kararını değerlendirirken genellikle bugünkü tecrübesine, bilgi birikimine ve olgunluğuna sahiptir. Ancak o kararı verirken bu imkânların hiçbirine sahip değildi. Aforizma, bugünkü yüksek bilincimizle geçmişteki kısıtlı halimizi yargılamanın baştan adaletsiz bir mahkeme kurmak olduğunu hatırlatır.

Geçmişteki kararlar sadece bilgiyle değil; o günkü korkular, kaygılar, yalnızlıklar veya çaresizlikler altında alınır. Bugün dönüp baktığımızda sadece "kararı" görürüz; o kararın arkasındaki o günkü ruh halini ve yükü unuturuz. "O zamanki kendisine haksızlık eder" ifadesi, tam da bu unutuşa ve empati yoksunluğuna bir itirazdır.

Bugün doğruyu görebiliyor oluşumuzun tek sebebi, geçmişte yaptığımız o "yanlış" veya "eksik" seçimdir. Yani bugünkü aklımızı, geçmişte yargıladığımız o adama veya kadına borçluyuzdur. Dolayısıyla insan geçmişteki haline kızarken, aslında kendisini bugünkü olgunluğuna taşıyan basamağı cezalandırmış olur.

​Özetle aforizmam; pişmanlığın yıkıcı yükünü hafifleten, insanı kendi geçmişiyle barışmaya ve kendisine tıpkı bir yabancıya gösterdiği gibi şefkatle yaklaşmaya davet eden güçlü bir psikolojik farkındalık barındırır.