Hayatta verdiğimiz her karar kendi özgüvenimizin eseridir. -Alper Sezer

İnsanın hayat boyu attığı her adım, seçtiği her yol ve önündeki yol ayrımlarında verdiği her karar, aslında onun iç dünyasının, özellikle de kendine biçtiği değerin bir yansımasıdır. "Hayatta verdiğimiz her karar kendi özgüvenimizin eseridir." sözüyle, kararlarımızın sadece mantıksal birer analiz olmadığını, doğrudan doğruya kendimize duyduğumuz inançla şekillendiğini çok güçlü bir şekilde ortaya koyar.

Bu felsefi yaklaşımı birkaç temel boyutta derinleştirebiliriz:

Her karar, doğası gereği bir belirsizlik ve risk barındırır. Yeni bir yola girmek, mevcut konfor alanını terk etmek veya bir şeye "hayır" diyebilmek cesaret ister. İşte bu kırılma anında insanı harekete geçiren şey, analiz yeteneğinden ziyade, "Ben bu kararın sonuçlarıyla baş edebilirim" diyen o içsel sestir. Özgüven, belirsizliğin yarattığı korkuyu aşmamızı sağlayan en büyük yakıttır.

Doğru ya da yanlış, bir kararın sorumluluğunu bütünüyle üstlenebilmek olgun bir özgüven gerektirir. Kendine güvenen bir insan, kararı olumsuz sonuçlansa bile yıkılmaz; bunu bir başarısızlık değil, bir tecrübe olarak görür. Kararlarımızın arkasında durabilme iradesi, özgüvenimizin o karara vurduğu bir mühürdür.

Hayat, etrafımızı saran yüzlerce dış ses, toplumsal baskı ve başkalarının beklentileriyle doludur. İnsanın tüm bu gürültünün arasında kendi sesini duyabilmesi ve "Bu benim kararım" diyerek kendi yolunu çizebilmesi, çok güçlü bir özgüven mimarisi gerektirir. Eğer özgüven eksikse, kararlarımız bizim değil, başkalarının yönlendirmelerinin bir eseri haline gelir.

Bazen hiçbir şey yapmamayı seçmek veya bir durumdan tamamen vazgeçmek de bir karardır. Bu vazgeçişler bile insanın kendi sınırlarını bilmesinden, "Ben daha iyisine layığım" ya da "Burada durmam gerektiğinin bilincindeyim" diyebilmesinden, yani yine kendi iç gücüne güvenmesinden doğar.

Özetle; Zihnimiz ne kadar plan yaparsa yapsın, o planı hayata geçirecek ve arkasında duracak olan irade özgüvendir. Bu yüzden hayat hikayemizi yazan asıl kalem, aldığımız kararlar; o kalemi tutan el ise kendimize duyduğumuz inançtır.